Page 95 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 95

tarih çevresi

uygulanan gümrük resmi, evliliklerden alınan arus resmi (Sayın, 2000: 76) ile âsiyab (değirmen) ve
damga resimleri bunlar arasında yer alır. Ayrıca devlet, sınırları içindeki imtiyazlı memleketlerden
(Eflak, Boğdan, Raguze vb.) yıllık maktu vergiler de almaktaydı.

17. ve 18. Yüzyıllardaki Mali Bunalımlar ve Olağanüstü Vergiler
    17. ve 18. yüzyıllarda uzun süren savaşlar ve merkezî otoritenin zayıflaması ciddi mali

bunalımlara yol açmıştır. Bu süreçte tımar sistemi etkinliğini kaybetmiş; devlet, hazineye acil nakit
sağlamak için vergi kaynaklarını mukataa haline getirerek iltizam, malikâne ve esham gibi iç
borçlanma yöntemlerine başvurmuştur. Mültezimlerin taşradaki suiistimalleri ve yerel güçlerin
(ayanlar) sürece dâhil olması, köylünün üzerindeki vergi baskısını artırırken devletin net gelirlerini
olumsuz etkilemiştir (Pamuk, 2003: 146-152; Issawi, 1980: 353).

    Bu dönemin en belirgin özelliği, savaş giderlerini karşılamak amacıyla getirilen olağanüstü
vergilerin (avarız-ı divaniyye veya tekâlif-i örfiyye) yaygınlaşmasıdır. Avarız, nüzul, sürsat gibi
başlangıçta sadece olağanüstü dönemlerde talep edilen bu yükümlülükler, zamanla süreklilik
kazanarak olağan vergilere dönüşmüştür (Tabakoğlu, 2020: 325; Sayın, 2000: 95). Avarız
hanelerinin tespiti için yerel sayımlar yapılmış, ancak bu durum zamanla halkın gücünü aşan haksız
aidatlara (tekâlif-i şakka) dönüşerek ekonomik faaliyetlerin ve tarımsal üretimin hacmini
daraltmıştır (Tabakoğlu, 2020: 365). Ayrıca bu dönemde eyalet idarecilerinin giderleri için imdad-ı
seferiyye ve imdad-ı hazariyye gibi vergiler ihdas edilmiştir (Cezar, 1986: 53-64).

    17. yüzyıl sonu itibariyle Hazine-i Amire bütçesinde cizye ve mukataa gelirlerinin payı %90’lara
ulaşmış durumdaydı. Sistem, kamu harcamalarının finansmanına odaklanmış ve dolayısıyla iktisadi
hayatı canlandıracak uzun vadeli mali tedbirler gündeme gelememiştir. Olağanüstü vergilerin
yaygınlaşması ve tarımsal üretim ve ticaret üzerindeki vergi yükünün artması ekonomik büyümeyi
sınırlandırmıştır. Bununla birlikte devlet gelirlerinin büyük kısmı hâlâ mukataa, cizye ve avarız
gelirlerinden oluşmaya devam etmiştir.

    Tanzimat Öncesi Dönemin Yapısal Zorlukları
    Tanzimat öncesi Osmanlı vergi sisteminin en büyük sorunu son derece karmaşık, belirsiz ve
istisnalarla dolu bir yapının varlığıydı. Valiler vergi ve resimlerin belirlenmesinde keyfi hareket
edebilmekte, mükellefler üzerindeki ağır yüke rağmen vergilerin az bir kısmı merkeze
gönderilmekteydi (Karamursal, 1989: 15).
    Vergilendirmede muafiyet ve istisnalar oldukça yaygındı. Askerî sınıflar, belirli devlet
hizmetlerini yürüten kesimler (şahinciler, derbentçiler vb.), bazı dini gruplar ve savaş ve afet gibi
olaylardan zarar gören bölgeler vergi muafiyetine tabi olabiliyordu. Muafiyetler sürekli veya geçici
olabilmekte ve kapsam yönüyle değişebilmekteydi.
    Enflasyon nedeniyle vergilerin reel değerinin azalmasını önlemek veya yeni masrafları
karşılamak amacıyla bir taraftan mevcut vergilerde artışa gidilirken diğer taraftan da farklı isimlerle
ilave resimler (kantariye, müruriye vb.) getirilmekteydi. Bu durum mükellefler için belirsizlik
yaratıyor, tahsilat etkinliğini düşürüyor ve yerel memurların suiistimallerine zemin hazırlıyordu.

                                                                   93
   90   91   92   93   94   95   96   97   98   99   100