Page 101 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 101

tarih çevresi

 yayımlanmıştır. Padişah II. Abdülhamid’in hazinesini emanet etmeyi tercih ettiği güvenilir Ermeni
 iktisatçılardan biri olan Mikael Paşa; Tercüme Odası, Galata Gümrük Eminliği, Maliye Nezareti
 Müsteşarlığı, Ziraat Bankası İlk Genel Müdürlüğü ve Hazine-i Hassa Nazırlığı gibi çok kritik
 görevlerde bulunmuştur. Dolayısıyla hem Avrupa finans kuramlarına hem de Osmanlı idari
 sistemine en üst düzeyde hâkimdi. Eserinin ana tezi, Osmanlı İmparatorluğu'nun Prusya'dan
 İngiltere'ye kadar başarılı sonuçlar vermiş olan evrensel liberal ilkeleri takip etmesi gerektiğidir.
 Kamu maliyesi biliminin sınırlarını çizerken bu alanın kaynak yaratmakla değil, devletin gelir ve
 giderlerinin yönetimiyle ilgili genel ilkeler sunmakla görevli olduğunu belirtmiş; kaynak yaratma
 işini doğrudan "ilm-i servet-i milel" (ulusların zenginliği bilimi) alanına dahil etmiştir. Paşa'nın
 çalışması özgün teorik iddialardan ziyade, Mekteb-i Mülkiye’de yetiştirdiği yüzlerce bürokrat
 üzerindeki pedagojik etkisiyle Osmanlı mali düşüncesinde kalıcı bir iz bırakmıştır.5

     Bu iki çalışmanın aksine Süleyman Sudi'nin Defter-i Muktesid adlı eseri, Osmanlı mali yapısı ve
 uygulamaları hakkında son derece özgün, titiz ve kurumsal bir incelemeye dayanmaktadır. Tıpkı
 Ohannes ve Mikael Efendiler gibi kariyeri mali bürokrasi içinde şekillenen Süleyman Sudi, 15
 yaşında Gelirler Muhasebesi'nde işe başlamış, Selanik ve Suriye gibi önemli merkezlerde
 defterdarlık yaptıktan sonra Darphane-i Âmire Âmirlirine kadar yükselmiştir. Pratik deneyiminin
 yanı sıra Avrupa eserlerinden modern iktisat teorilerini de yakından takip eden Sudi, dönemin
 aydınlarından Ahmed İhsan’ın aktardığına göre "iktisat" kavramını literatüre kazandıran ilk
 isimlerdendir. Kavramsal olarak net bir ayrım yaparak "ekonomi politik" karşılığı olarak ilm-i
 tedbir-i servet ifadesini kullanmış; kamu maliyesi disiplinini ise doğrudan ilm-i iktisad olarak
 adlandırmıştır. Bu bilimi okuyan ve uygulayan maliyecileri tanımlamak için de Arapça kökten
 muktesid kelimesini türetmiştir.6

     Süleyman Sudi, bu kitabı Maliye Nezareti'ne memur alımı için kurulan seçici kurula başkanlık
 ettiği dönemde karşılaştığı pratik bir ihtiyaçtan dolayı yazmıştır. İşe başvuracak adayların genel
 Avrupa maliye teorilerini tam olarak bilirken Osmanlı mali sistemi ve vergi mevzuatı karşısında
 yetersiz kaldıklarını gözlemlemiştir. Bu eksikliği gidermek adına, temelleri fıkha ve örfi hukuka
 dayanan Osmanlı mali teşkilatının işleyişini açıklayan pratik bir el kitabı hazırlamıştır.

     Defter-i Muktesid, her bir mali kalemi tarihsel özeti (icmalen tarihi), konuluş yöntemi (usûl-i
 tarhı) ve toplanma yöntemi (usûl-i tahsili) olmak üzere üç temel aşamada ele alır. Kitapta, dönemine
 göre oldukça yenilikçi bir Avrupa etkisi olan yoğun dipnot kullanımıyla kavramların etimolojik
 kökenlerine inilmiştir. Örneğin Fransızca "douane" (gümrük) kelimesinin aslen Arapça "divan"
 kelimesinden geldiğini İbn-i Haldun ve Bonn Üniversitesi'nden bir profesörün görüşlerine
 dayanarak ispatlamış; "tarife" kelimesinin kökenini ise bir Fransız ekonomi politik sözlüğü
 üzerinden açıklamıştır. Süleyman Sudi, düşünce dünyası ve yaşam tarzı bakımından Avrupa tipi bir

5 Mikael Portakal, Usul-i Maliye, İstanbul: Mekteb-i Mülkiyeyi Şahane Litografya Destgahı, 1889: s. 5-6, 8.; Ali Çankaya, Yeni
    Mülkiye Tarihi ve Mülkiyeliler, cilt. 2, s. 1043-4.

6 Süleyman Sudi, Defteri Muktesid, Dersaadet (İstanbul) : Mahmud Bey Matbaası, 1889: s. 10- 11.

                                                                     99
   96   97   98   99   100   101   102   103   104   105