Page 97 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 97

tarih çevresi

       Aslanlar Sarayı

       Komares Sarayı’nda mekân, epigrafi ve kozmoloji aracılığıyla hiyerarşik ve okunabilir bir düzen içinde
yapılandırılırken; Aslanlar Sarayı bu düzeni bilinçli biçimde askıya alan, anlamı sabitlemek yerine
çoğullaştıran bir mekânsal deneyim sunar. Aslanlar Sarayı ve Komares Sarayı benzer mimari öğelere sahip
olmalarına rağmen, temelde farklı mekânsal deneyimler sunar. Komares Sarayı’nda aks düzeni, mekânsal
hiyerarşi ve okunabilirliği öne çıkarırken; Aslanlar Sarayı algısal muğlaklığa dayalı bir mekân kurgusu üretir.
İnce sütunlarla çevrili beyaz mermer döşemeli avlu, iç ve dış mekân arasındaki sınırların bilinçli olarak
belirsizleştirildiği orman benzeri bir atmosfer yaratır. Bu mimari kurgu, epigrafik programın düzenlenişini
ve mekânla kurduğu ilişkiyi doğrudan etkiler. Saray, hiyerarşik bir mekân olarak işlev görmekten ziyade;
yoğun süsleme programı, sütunların ritmik tekrarı ve yansıtıcı yüzeyler aracılığıyla yönelim ve ölçek algısını
bilinçli biçimde muğlaklaştırır. Bu durum, algısal bir belirsizlik yaratarak mekânsal anlamın hemen
kavranabilir olmadığını ve izleyici tarafından aktif olarak yorumlanması gerektiğini vurgular.45 Algısal
belirsizliğe yapılan vurgu, geometrik kurguyla daha da güçlendirilmiştir. Bu geometrik kurgu, Komares
Sarayı’ndaki merkezi ve simetrik düzenle karşılaştırıldığında, mekânsal anlamın tek bir odak noktasında
toplanmadığını açıkça ortaya koyar. Mekânsal çerçevede epigrafi ise kendine has bir rol üstlenir.

       Buna karşın, Komares Sarayı ile karşılaştırıldığında, Aslanlar Sarayı daha az sayıda Kur’ân
yazıtı içerirken, yoğun bir şiirsel yazıt programına sahiptir. Sarayda toplamda on üç adet Kur’ân yazıtı
bulunmakta olup aynı ayetler göz ardı edilirse; dört farklı Kur’ân yazıtı ve on bir şiirsel yazıt mevcuttur.
Şiirsel yazıtlar, Komares Sarayı’ndaki dağınık yerleşimin aksine; burada keskin biçimde tanımlanmış bir
eksen boyunca düzenlenmiştir; hiçbir şiirsel yazıt bu eksenin dışına taşmamaktadır. Bu yazıtlar, sarayı
hem fiziksel hem de metafiziksel düzeyde ifade eder. Bu durum, Aslanlar Sarayı’nda epigrafinin yalnızca
mimariyi açıklayan bir araç değil, mekânın deneyimlenme biçimini yönlendiren aktif bir unsur olduğunu
gösterir. Mimari unsurlar konuşan özneler olarak kurgulanırken; su, ışık ve süsleme gibi öğeler, dönüşümün
aracıları olarak çerçevelenir. Bu ikili anlatı, maddi biçim ile sembolik anlamın sürekli etkileşim hâlinde
olduğu sarayın mekânsal durumunu yansıtır. Bu bağlamda epigrafi, Aslanlar Sarayı’nı yalnızca süslemekle
kalmaz; mekânın nasıl algılandığını ve deneyimlendiğini de etkin biçimde yapılandırır.

       Aslanlı Avlu’nun tam merkezinde on iki aslanlı bir çeşme yer alır ve bu çeşmeden çıkan dört dar su
kanalı avluyu dört bölüme ayırır. Avlunun genel düzeni altı köşeli bir yıldız şemasıyla ilişkilendirilirken;
merkezdeki çeşme, biçiminden ziyade konumu ve geometrik organizasyonu aracılığıyla, kesişen karelerden
türeyen on iki köşeli bir yıldız şemasına işaret eder.46 Bu düzenleme, avluyu kozmolojik bir düzen içinde

45 Jennifer Borland, “The Forested Frontier: Commentary in the Margins of the Alhambra Ceiling Paintings,” Medieval
Encounters 14 (2008): 330-331.
46 Ann Robertson, “Revisiting the Geometry of the Sala de Dos Hermanas,” Bridges Donostia: Mathematics, Music, Art,
Architecture, Culture, (2007): 4.

                                                               96
   92   93   94   95   96   97   98   99   100   101   102