Page 101 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 101

tarih çevresi

ise mekânın manzaraya ve gökyüzüne açılan konumuna gönderme yapar; dolunay ışığının geceleri alanı
nasıl aydınlattığını betimler. İkinci şiir, pencerenin bakış açısından Lindaraja Bahçesi’ne gönderme yaparak
açılır ve mekânın bahçeyle birlikte var olduğunu, ondan ayrı olmadığını vurgular. Bu ifade tek başına ele
alındığında belirsiz görünse de Lindaraja Çeşmesi üzerindeki yazıtla birlikte okunduğunda anlam kazanır.
Bu bağlamda şiirde geçen “deniz” ifadesinin, Lindaraja Bahçesi’ndeki Lindaraja Çeşmesi’ne atıfta
bulunduğu anlaşılır. Şiirin son dizelerinde ise bu ihtişamın bânîsi olarak V. Muhammed öne çıkarılır.
Üçüncü şiir on üç dizeden oluşur. Şiirin ilk dizesi, Lindaraja Seyir Terası’nın konumuna odaklanır. Sarayın
en yüksek noktalarından birinde yer alan bu mekân, kent ve çevresindeki peyzaj üzerinde hâkim bir
manzara sunar. Şiirde, Lindaraja’nın “en yüksek görüş noktasına” sahip olduğu vurgulanırken; Tâhâ
Suresi’nin 64. ayetine dolaylı bir gönderme yapılır. Bu ayette en yüce konumda olanların zafere ulaşacağı
ifade edilir. Kur’ân’da bu “yükseklik” İslam ile ilişkilendirilirken; şiirde metaforik olarak fiziksel yükseklik
üzerinden yeniden yorumlanır. Devam eden dizelerde Lindaraja’nın konumunun ve manzarasının görkemi
betimlenir ve V. Muhammed övgüyle anılır. Şiirin son dizesinde ise mekân, ebedî bir cennet olarak
tanımlanır; bu uhrevî mekân, iyi amellerinin karşılığı olarak V. Muhammed’e atfedilir. Son şiirsel yazıt,
Lindaraja Bahçesi’nde, pencerenin hemen altında yer alan Lindaraja Çeşmesi üzerinde bulunur. Şiir,
çeşmenin kendi ağzından, birinci tekil şahısla kaleme alınmıştır. Açılış iki dizesi, çeşmenin güzelliğini
över. İkinci dizede, bu çeşmenin eşsiz olduğu vurgulanır; doğuda ve batıda benzerinin bulunmadığı ifade
edilirken, aynı zamanda içinde yer aldığı bahçeye ve Aslanlar Sarayı’na da dolaylı göndermelerde
bulunulur. Şiirin devam eden dizelerinde çeşme betimlenir; öncelikle “su göğü” olarak tanımlanır ve bu
ifadeyle gökyüzünün su yüzeyindeki yansımasına dikkat çekilir. Ardından, berraklığı vurgulanarak, büyük
mermerlerden oluşan bir denize benzetilir. Bu “deniz” metaforu, daha önce Lindaraja Seyir Terası’ndaki
nişte yer alan şiirde geçen deniz göndermesiyle örtüşür ve her iki metinde de aynı çeşmeye işaret edildiğini
gösterir. Şiirin son dizeleri V. Muhammed’e övgüye ayrılmıştır ve onun kişisel niteliklerine vurgu yapar.
Metinde V. Muhammed, karanlığı aydınlatan, tebaasına umut veren, ülkeyi koruyan, devletin yöneticisi
ve hem dünyevi hem de dini anlamda rehberlik eden bir hükümdar olarak tasvir edilir. Lindaraja’da bulunan
tek Kur’ân yazıtı Tanrı’nın mutlak kudretini, affediciliğini ve koruyuculuğunu öne çıkarmaktadır (K.12:64).
Bu bağlamda Lindaraja Seyir Terası, yalnızca manzaraya açılan bir son nokta değil; Aslanlar Sarayı
boyunca hareket, şiir ve epigrafiyle üretilen anlamın, hükümdarın bakışı aracılığıyla kent ölçeğine taşındığı
ideolojik bir eşik mekân olarak işlev görür.

       Komares Sarayı ve Aslanlar Sarayı Üzerine Sonuç Değerlendirmeleri

       Komares Sarayı’nda aks düzeni ve dikey hiyerarşi ön plandayken, Aslanlar Sarayı algısal muğlaklık
ve şiirsel eksen aracılığıyla anlamın sürekli üretildiği bir mekân deneyimi sunar. Bu durum, söz konusu
iki yapının mimari düzenlemeleri ile epigrafik programlarının birlikte ve karşılaştırmalı olarak ele

                                                               100
   96   97   98   99   100   101   102   103   104   105   106