Page 79 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 79

tarih çevresi

Tanzimat Fermanı’nın başında da belirtildiği gibi eski kuvvet ve zenginliğin yerini güçsüzlük ve fakirlik
almıştır; Gülhane Hatt-ı Hümayunu, bu noktada devleti haşmetli zamanlarına döndürmesi amaçlanan
düzenlemeler içermektedir.81 Nerval, Tanzimat modernleşmesi hakkındaki kimi eleştirilerine rağmen değişen
dünya düzeninin Osmanlı İmparatorluğu’nu da etkisi altına alması gerektiğinin farkındadır:

       Her halükârda Türklerin bugün başkentlerini Avrupa’nın bütün ilerlemelerinin düzeyine getirmek
       için harcadıkları çabaları, hiçbir şey gerektiği gibi anlatamaz. Hiçbir sanat yöntemi, hiçbir maddi
       ilerleme ve yetkinleşme yabancı değil onlara. Sadece, eski adetlerle desteklenen ve bazı toplumsal
       sınıflara özgü olan değişmez alışkanlık zihniyetine üzülmek gerekir. Türkler, bu konuda, tıpkı
       İngilizler gibi şekilcidirler.82

       Seyyahların Tanzimat İstanbul’unda dikkat çektikleri konu başlıkları ise XIX. yüzyıl seyyahlarının
takip ettiği oryantalist stereotipleri barındırır: hamamlar, yeme içme kültürü, kahvehaneler ve berberler,
tütün ve afyon kullanımı, meyhaneler ve hikayeciler, ramazan kültürü, evlilik ve aile, pazarlar ve hanlar,
kayıkçılar ve hamallar, Galata-Pera, geleneksel İstanbul ve mezarlıklara dair anlatı sırası takip edilir.
Yaklaşık yarım yüzyıl sonra ise Türk edebiyatının önemli isimlerinden Ahmet Haşim, Nerval’in de
aralarında olduğu XIX. yüzyıl Fransız seyyahlarından birkaçını Osmanlı dünyasının, kültürünün,
geleneğinin ruhunu anlamış kişiler olarak değerlendirir. Ona göre Batılılarda Doğu coğrafyasına dair en
kalıcı izleri taşıyan yer ne Uzak Doğu ne de Orta Asya’dır; seyyahları en çok etkileyen yerin Osmanlı
dünyası ve özellikle İstanbul olduğunu savunur:

       İstanbul’u anladığınız gibi anlamakta haklısınız. Bu şehrin medeni insana bahşedeceği hiçbir suhület
       yoktur. Sizden bu şehri sevmiş olanların hiçbiri medeni değildi. “Medeni”, biz ruhu olmayanlara
       veya onu çıkartmış olanlara deriz. Gérard de Nerval, François-René de Chateaubriand, Théophile
       Gautier, Pierre Loti, Claude Farrère, Henri de Régnier ve diğerleri, bunlar bizim nim-meczup
       dervişlerimize benzer adamlardı ki arzın gurbet yollarında dolaşa dolaşa bir akşam, manzaralarına
       selvilerin pür-şaşaa altın ufuklar gibi saplandığı bu azim kubbeler şehrine vasıl oldular ve aradıkları
       vatanı nihayet bulmuş oldular. Pekin’i, Tokyo’yu, Bnares ve Semerkand’ı gören bu adamlar,
       oralardan ayrıldıktan sonra mabedleri, kuleleri, Asyai ıtırları, incileri ve ilahi raksları unuttular ve
       hayatlarının sonuna kadar daüssılasını çektikleri yegâne memleket, bu minare ve gurup memleketi
       olmuştur. Onun için biz onları bizlerden biliriz.83

80 Halil İnalcık, “Tanzimat Nedir?”, Tanzimat: Değişim Sürecinde Osmanlı İmparatorluğu, İstanbul: Türkiye İş Bankası
Kültür Yayınları, 2011, 34.
81 Halil İnalcık, “Sened’i İttifak ve Gülhane Hatt-ı Hümayunu”, Tanzimat: Değişim Sürecinde Osmanlı İmparatorluğu,
İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2011, 99.
82 Nerval, Doğu’da Seyahat, 739.
83 Ahmed Haşim, “İstanbul Hakkında Bir Ecnebi ile Muhavere”, Zeynep Çelik, Avrupa Şark’ı Bilmez: Eleştirel Bir

                                                               78
   74   75   76   77   78   79   80   81   82   83   84