Page 81 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 81

tarih çevresi

       Rogier’e gelince, Bin Bir Gece Masallarını resimleyebilmek için bu “masalların ülkesine kendisine
bizzat ilham kaynağı sağlayacağını” umarak İstanbul’a gelmiştir.84 Seyahatnamesini de hamisi Kral Louis-
Philippe’in oğlu Montpensier Dükü Antoine d’Orléans’a ithaf eder. İstanbul anlatılarını Nerval ve Flandin’e
göre daha tarafsız ve gözlemci yönüyle kaleme alması dikkat çeker; anlatıları oldukça didaktik bir şekilde
yazıya dökülmüştür. Tanzimat İstanbul’una bakışı ise olumludur ancak modernleşme gelişmelerinin ancak
ülkenin her iline yayıldığında Osmanlı’nın tam anlamıyla Avrupa ülkelerinin seviyesine yetişebileceğini
vurgular. Kent deneyimlerini zaman zaman Bin Bir Gece Masallarının uzantısı gibi ise görmesi dikkat
çeker. Bu anlamda seyyahın İstanbul’a geliş amacı doğrultusunda gözlemlerini şekillendirdiğini söylemek
gerekir.

       Flandin ise arkeolog-gözlemci olarak kent dokusunda modernizmin dokunduğu yapıları eleştirir,
askeri ve gündelik yaşam kıyafetlerindeki değişimleri kültür dejenerasyonu olarak görür, eleştirileri Nerval
ve Rogier’e göre oldukça serttir. Gravürlerinde ise Tanzimat İstanbul’una dair detayları tercih etmez, daha
çok devasa yeşillikler arasındaki camilere, çeşmelere, kayıklara ve mezarlıklara odaklanır. Çizdiği insanlar
da çarşafları, sarıkları, şalvarları içindedirler; kayıkta, çubuk içerken, pazarda, cami önünde, çocuklarıyla
Göksu’da gezerken, mezarlıklarda yürürken veyahut kahvehanenin önünde dinlenirken oryantalist ve
egzotik manzarayı tamamlayan figürler olarak sunulmuşlardır. At meydanı gravüründe de cirit oynayan
birkaç figürü koymaktan çekinmemiştir. Kent modernleşmesine dair hiçbir detay barındırmaz. Gözlemleri
modern İstanbul’dan ziyade klasik dönem kent hayatını yansıtır biçimdedir; görmek ve anlatmak istediği
Doğu kesinlikle modernleşen bir Doğu değildir. Kent anlatılarında ise Bizans ve Antik dönem vurgusu
yapması dikkat çeker; mimari bir üslup değerlendirmesinden çok, geçmiş dönem uygarlıklarını yüceltme
gayesi taşıyan bir tutum içerisindedir. Antik kültür mirasının sahipliğini yapan Fransız bir seyyah olarak,
Flandin’in Tanzimat üzerindeki küçümseyici yorumları da göz önüne alındığında Doğu’yu bir tür tüketim
nesnesi olarak gördüğü ve hayalindeki Doğu imajının içerisine sokmaya çalıştığı görülür.

       Seyyahların her biri Tanzimat İstanbul’una farklı motivasyonlarla yaklaşsalar da üçünün de birleştiği
ortak nokta modernleşme konusunda Fransa’nın model alınması noktasında Tanzimat’a dair eleştirilerin
bir nebze de olsa yumuşamasıdır. Modernleşmenin insan eliyle bozduğu yapıya karşı duran toplumsal bir
yapının içinden gelseler de aradıkları egzotik, oryantalist Doğu imajını indirgeyen Tanzimat’ı ancak
Fransa’nın öncü ülke olarak kabul edilmesinin verdiği gurur altında kabul ederler. Özellikle Nerval’in
kültürel hegemonyanın öncüsü olarak Fransa’yı yüceltilmesi, İngiltere ile Fransa’nın Doğu’daki bölgesel
güçlerini karşılaştırması dikkat çeker. Dönüşüm çağının içinde psikocoğrafyayı yaşayan seyyahlar,

84 Théophile Gautier, Portraits et Souvenirs Littéraires, Paris: Michel-Lévy Freres, 1875, 26.

                                                               80
   76   77   78   79   80   81   82   83   84   85   86