Page 82 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 82
tarih çevresi
Doğu’nun ahşap evlerine serilmiş sedirlerini, kadınlarını, harem hayatını, servi ağaçlarının gölgesinde
keyif yapanları, nargile ve çubuk içenleri, kahvehaneleri, hamamları, giyim kuşam kültürünü düşünerek
Paris sıkıntısından kurtulup Doğu rüyasının sıcak hayallerine kapılırlar. Seyyahların modern olandan kaçıp
daha egzotik bir hayatı düşlemeleri boşuna değildir; İstanbul’daki her adımlarında egzotizm arayışları
devam edecektir. Özellikle Flandin’in gündelik hayat içinde Antik kültürden, dini hikayelerden, Roma ve
Bizans tarihinden anlatılara yer vermesi de hem Fransız olarak ulus kimlik arayışının Osmanlı topraklarında
devam ettiğinin hem de çağa hâkim olan siyasi ve kültürel aidiyetin seyyahlara sirayet ettiğinin göstergesi
olarak açığa çıkar.
Her seyyah İstanbul’u kendine göre, kimi stereotipleri baz alarak, kendi tarzında anlamış ve
yorumlamıştır. 1830’lu yılların modern Paris’inden kaçıp 1840’lı yılların İstanbul’unda Tanzimat’ın
modernizasyon ağına takılan bu seyyahları, Ahmet Haşim’in deyimiyle hem “bizim içimizden” hem de
bizden ırak tabiatlar olarak tanımlamak doğru olacaktır. Romantizmin çalkantısı, Paris modernitesinin
bunalımı, Fransa’nın siyasi ve kültürel hegemonya savaşları seyyahları Doğu’ya sürüklerken onların
Osmanlı coğrafyasında yüce ve güzel olanı aramaktan hiç vazgeçmemeleri de dikkat çeker. Paris ve
İstanbul 1840’lı yıllarda birbirinin alter egosunu gibiyken, Gérard de Nerval, Camille Rogier ve Eugène
Flandin de hayali Doğu’larını aramaya İstanbul’a geldiklerinde birbirinden farklı bir kent belleği
yaratmışlardır.
81

