Page 87 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 87

tarih çevresi

egemenliğiyle şekillenen kent, on ikinci yüzyılda sırasıyla Murabıtlar ve Muvahhidler yönetimleri altında
farklı siyasi, kültürel ve mimari müdahalelere sahne olmuştur.7 Bu tarihsel kırılmalar, Elhamra’nın inşa
tarihi hakkında da görüş ayrılıklarına yol açmıştır. Literatürde genel kabul gören görüş, saray kompleksinin
ilk inşa evresini on üçüncü yüzyıla, Nasrî Hanedanı’nın kurucusu I. Muhammed dönemine atfeder. Buna
karşın, özellikle Frederick Bargebuhr’un sarayın bazı önemli bölümlerini, özellikle de Aslanlı Avluyu on
birinci yüzyıldaki Zîrî dönemine tarihlendiren yaklaşımı, mevcut kanıtların sınırlılığı nedeniyle mimarlık
tarihinin zaman zaman spekülatif yeniden yapılandırmalara açık hâle gelebildiğini göstermektedir. Bu
argümanlar, arkeolojik bulgular yerine Zîrî Hanedanı’nın son hükümdarı Abd Allah’ın anıları ve dönemin
Gırnata’sında yaşamış şair İbn Gabirol’ün şiirleri gibi edebî kaynaklara dayanmaktadır.8 Torres Balbás,
Robert Irwin ve Oleg Grabar gibi sonraki akademisyenler, bu tür erken tarihlemeleri destekleyecek somut
kanıtların yetersizliğine dikkat çekmiş ve Bargebuhr’un görüşlerinin metodolojik geçerliliğini tartışmaya
açmışlardır.9 Bu çalışma, tarihsel tartışmaları kesin olarak çözmeye çalışmak yerine, Elhamra’nın Nasrî
Saraylarını literatürde yaygın olarak kabul edildiği üzere on dördüncü yüzyılla ilişkilendirirken farklı bir
metodolojik yaklaşım benimsemektedir. Amaç, saray içindeki çok sayıda oda ve avluda yer alan yazıtları
bağımsız birer birim olarak ele almak yerine bütüncül bir yaklaşımla değerlendirerek; unsurlar arasındaki
diyalogları ortaya koymak ve Nasrî Saraylarının tek bir otorite altında inşa edilme gerekçesine dair yeni
bir bakış açısı sunmaktır.

       Mekânsal açıdan incelendiğinde, çok katmanlı bir inşa aşaması fikri, Nasrî epigrafik programın
gösterdiği iç tutarlılıkla çelişmektedir. Yazıtlar, bulundukları mekânların kimliğini, işlevini ve sembolik
anlamını tutarlı bir biçimde aktarmaktadır. Bu durum, yazıtlar ile mimarinin eşzamanlı ve planlı bir şekilde
tasarlandığını teyit eder niteliktedir. Bu yaklaşım, yazıtları mimari ve deneyimsel bağlamları içinde
konumlandırarak, Elhamra’yı ilişkisel bir okuma çerçevesinde ele almayı mümkün kılar. Yazıtlar, salt
süsleyici veya ideolojik ögeler olarak değil, saray-şehir içinde hareket, algı ve anlamın yapılandırılmasında
etkin aktörler olarak anlaşılmalıdır. Böylece Elhamra, yalnızca tarihsel katmanların birikimi olarak değil,
Nasrî anlayışına göre otorite, mekân ve temsiliyet kavramlarıyla biçimlenmiş, tutarlı bir mimari ve
epigrafik sistem olarak yorumlanabilir.

       Nasrî Saraylarının inşa edildiği dönem olan on dördüncü yüzyıl, hanedanlığın “altın çağı” olarak kabul

7 John H. Isaac, “Cultural Landscape Reconstruction: The Alcazaba of the Alhambra in Granada, Spain” (Yüksek Lisans
Tezi, State University of New York College of Environmental Science and Forestry, 1997), 21-25.
8 Daha fazla bilgi için bkz. Frederick P. Bargebuhr, The Alhambra: A Cycle of Studies on the Eleventh Century in Moorish
Spain (Berlin: Gruyter, 1968).
9 Torres Balbás’ın, Abd Allah’ın anılarındaki hiçbir bilginin on üçüncü yüzyıldan önce Alhambra tepesinde bir saray veya
soylu konutu varlığını desteklemediğini belirttiği görüşleri için bkz. Leopoldo Torres Balbás, “La Alhambra de Granada
Antes del Siglo XIII,” Al-Andalus (1940): 171.
Robert Irwin’in Ibn Gabirol’ün şiirlerinin hayali bir sarayı tasvir ettiği yönündeki görüşü için bkz. Irwin, The Alhambra, 129.
Oleg Grabar’ın Aslanlı Saray’ı on birinci yüzyıla atfetmenin arkeolojik verilerin eksikliği nedeniyle mümkün olmadığı
yönündeki görüşü için bkz. Oleg Grabar, The Alhambra (Cambridge: Harvard University Press, 1978), 34.

                                                               86
   82   83   84   85   86   87   88   89   90   91   92