Page 90 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 90

tarih çevresi

yazıtlarının bulundukları odalarda çoğunlukla üst kotlara yerleştirildiği görülmektedir. Bu durum, Kur’ân
ayetlerinin zaten iyi bilinen ve kutsallık atfedilen metinler olmasından kaynaklanıyor olabilir. Kur’ân
ayetleriyle bezeli süslemeler, mekâna ilahî bir anlam katmakta ve yazının görsel düzeni ile renk kullanımı
da bu anlamı pekiştirmektedir. Nitekim bazı surelerde harflerin kırmızı renkte işlenmesi ve onlara bitişik
yaprak biçimli bezemelerin bulunması, Tanrı’nın nurunu simgeleyen mum alevleri olarak yorumlanmasına
yol açmıştır.19 Bu görüş, yazıtların yalnızca metinsel değil, sembolik bir işlev de üstlendiğini
göstermektedir. Bu yazıtları analiz ederken göz önünde bulundurulması gereken en temel husus, Kur’ân’da
‘’ayet’’ kavramının yaratılmış olan her şeyi temsil etmesidir. Yani, bu dünyada var olan hiçbir şey, ahirete
dair bir işaret ya da temsil olmaksızın düşünülemez.20 Mimarlık, bu ayetler aracılığıyla iletilen anlamın ve
işaretin görselleştirilme biçimlerinden biri olarak işlev görür. Ancak Kur’ân ayetlerinin anlamına aşina
olmayan bir ziyaretçi, karşılaştığı mimari ve yazılı unsurların taşıdığı sembolik değeri tam olarak
kavrayamaz.

       Elhamra’nın duvarları ve mimari unsurları üzerinde günümüze ulaşan otuz bir şiirsel yazıt
bulunmaktadır. Bunların yirmi beşi doğrudan yapıyla ve onun işleviyle ilişkilidir.21 Bu şiirlerin önemli bir
bölümü mimetiktir ve “Ben…” ifadesiyle başlamaktadır. Bu anlatım biçimi, mimari öğelerin birinci tekil
şahıstan konuşurcasına kendi kimliklerini, mekânsal bağlamlarını ve amaçlarını dile getirdiğini
göstermektedir. Ancak bu yazıtların anlam ilişkilerini incelemeden önce, onları kaleme alan üç önemli
saray şairini hatırlamak gerekir: İbn Zamrak, İbnü’l-Hatîb ve İbn el-Ceyyâb.

       İbn el-Ceyyâb (1274–1349), sarayda görev yapan ilk Nasrî saray şairidir. Altı Nasrî sultanın
hükümdarlığı boyunca saray hizmetini sürdürmüştür.22 Bu sultanlar: II. Muhammed, III. Muhammed, Nasr,
I. İsmail, IV. Muhammed ve I. Yusuf’tur. Ancak I. Yusuf’un hükümdarlığı sırasında saray şairliği görevinde
bir değişiklik olmuş ve görev İbnü’l-Hatîb’e verilmiştir. İbnü’l-Hatîb, I. Yusuf’un ardından da görevine
devam etmiş ve V. Muhammed’in hükümdarlığı döneminde konumunu korumuştur. Onun sonrasında İbn
Zamrak (1333–1393) saray şairi olarak görevlendirilmiş ve I. Yusuf, V. Muhammed ve VI. Muhammed’in
hizmetinde bulunmuştur.23

       İbn el-Ceyyâb, Nasrî Hanedanlığı döneminde yaşanan görece önemsiz askerî çatışmaları dahi anlamlı
olaylar olarak sunabilen, sınırlı başarıları yücelten ve yenilgileri ise görünmez kılan bir saray şairiydi.

19 Jerrilynn Denise Dodds, ed., Al-Andalus: The Art of Islamic Spain (New York: Metropolitan Museum of Art, 1992),
121.
20 Samer Akkach, “Analogy and Symbolism: An Approach to the Study of Traditional Islamic Architecture,” The Islamic
Cultural Center XXXVI, no. 2 (1992): 87.
21 Emilio García Gómez, Poemas árabes en los muros y fuentes de la Alhambra (Madrid: Instituto Egipcio de Estudios
Islámicos, 1985), 187.
22 Jesús Bermúdez López, The Alhambra and the Generalife (Granada: Patronato de la Alhambra y Generalife, 2010),
259.
23 A.g.e., 259.

                                                               89
   85   86   87   88   89   90   91   92   93   94   95