Page 59 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 59

tarih çevresi

Dünya Savaşı’nın etkilerini üzerinden atmayı büyük ölçüde başaran Avrupalı otomobil üreticileri Amerika
Birleşik Devletleri’nin uyguladığı modele benzer bir şekilde, Brezilya, Arjantin, Güney Afrika, Meksika,
İspanya ve Kuzey Avrupa ülkeleri gibi çevre ülkelere yatırımlar yapmaya başladılar.

       1950’lerin ortasına kadar birçok Avrupalı otomobil üreticisi sadece Avrupa pazarı ile kısıtlıyken 1955’ten
itibaren, Volkswagen başta olmak üzere, birçok Avrupa markası, bölgelerinin dışında, özellikle Birleşik
Devletler ve Güney Amerika’da, yoğun şekilde ihracata başladı . Bu ithalat başarısıyla beraber 1960’ların
başlarında Güney Amerika’da yerel üretim tesislerinin kurulması hızlandı. Bu gelişmeler, Amerikan
üreticilerinin uluslararası pazarda kendilerinden başka rakiplerinin doğup yükselişini sağladı (Sturgeon ve
Florida, 2000).

       1960’ların sonu ve 1970’lerde Japon (ve daha küçük çapta Avrupalı) otomotiv üreticileri Birleşik
Devletler pazarına girmeye başladılar. 1973’teki ilk petrol krizinin Amerikan pazarını küçük otomobillere
yönelttiği söylense de ancak 1979’daki, petrol fiyatlarını kalıcı olarak yükselten ikinci petrol krizi ile Amerikan
üreticileri küçük otomobil pazarına girmek için ciddi girişimlerde bulunmaya başlamışlardır (Sturgeon ve
Florida, 2000).

       1990’lar sonrası ve 2000’lerde otomotiv sektöründe dikkat çekici birleşme ve ortaklıklar yaşanmıştır.
1998’de Daimler-Benz ile Chrysler’in birleşmesi (DaimlerChrysler) öne çıkmış ancak 2007’de dağılmıştır.
Renault–Nissan İttifakı (1999) uzun vadeli bir iş birliği oluşturmuştur. Volkswagen, 1990’lardan itibaren Škoda,
Bentley, Bugatti ve Lamborghini’yi satın alarak büyümüştür. Ford Jaguar ve Volvo’yu, General Motors ise
Saab ve Daewoo’yu bünyesine katmıştır. 2000’lerde Fiat, Chrysler’i alarak Fiat Chrysler Automobiles’i (FCA)
kurdu; 2021’de PSA ile birleşerek Stellantis’e dönüştü. Bu adımlar, küresel pazarda ölçek ve marka çeşitliliğini
artırma stratejilerinin bir yansımasıdır.

       2008 yılında başlayan “otomotiv endüstrisi krizi”, küresel finansal düşüşün bir parçası olmuştur. Kriz,
Avrupalı ve Asyalı otomotiv üreticilerini etkilemesine rağmen asıl olarak Amerikan imalat sektöründe
hissedilmiştir. Otomotiv sektörü, 2003-2008 yılları arasında yaşanan enerji kriziyle bağlantılı olarak yakıt
fiyatlarındaki önemli artış dolayısıyla zayıflamıştır.

       Otomotiv endüstrisinin küreselleşme ile beraber bölgeselleşme eğilimi içinde olması, gelişen teknoloji
ile beraber ürün geliştirme sürelerinin azalarak yeni ve daha çeşitli varyasyonların ortaya çıkma hızının artması,
çevre ekonomilerin otomotiv sektöründeki yabancı yatırımı ülkelerine çekerek teknik altyapı ve bilgi alt yapısı
(know how) oluşturabilmesi, gelişmekte olan ülkelerin de dünya otomotiv sektöründeki üretim rakamlarına
etkin bir şekilde dahil olmalarını sağlamıştır.

       2000’ler ve 2010’lardan sonra Çin, otomotiv dünyasında hızlı bir sıçrama yapmıştır. Başlangıçta yabancı
markalarla ortaklıklarla üretime giren Çinli şirketler, devletin güçlü desteği ve dev iç pazarın etkisiyle BYD,
Geely ve SAIC gibi kendi markalarını büyütmeye başlamıştır.

                                                               58
   54   55   56   57   58   59   60   61   62   63   64