Page 57 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 57
tarih çevresi
içinde tam bir sistematik yapı oluşturulmuş, kimse ihtiyaçtan fazla yetkiyle donatılmamış ve üretimin sürekli
ve kesintisiz biçimde işleyişi sağlanmıştır.
1908 yılında Detroit’te üretimine başlanan Ford Model T, seri üretim metoduyla üretilen ilk otomobil
olma özelliğini taşır. 1914 yılında Ford’un montaj hattının oldukça kesintisiz işleyişi sonucu bir otomobilin
montajı sadece 93 dakikada tamamlanabilmekteydi. 1908 yılından 1927’ye kadar 15 milyondan fazla Model T
üretildi. Büyük bir ticari başarı gösteren Model T 10 milyonuncu üretimini gerçekleştirdiğinde, dünya çapında
bulunan 10 araçtan 9’u Ford markaydı.
Ford’un bu üretim yaklaşımıyla oluşan Fordizm akımı, işçileri daha az nitelikli, montajından sorumlu
olduğu parçanın öncesi ve sonrasıyla ilgilenmeyen, tezgahının bakımı, parçaların iletimi gibi konularda yetkin
ve umarlı olmayan bir yapılanma ile şekillendirmiştir. Fordizm, seri üretim metodunu şekillendirirken, 19.
yüzyıl sonlarında Frederick Winslow Taylor tarafından ilkeleri belirlenen Taylorizm’in her iş için standart metot
geliştirilmesi ve işçiler arasında emek bölüşümünü öngören, yalıtılmış işçi kimliğini ortaya koyan
yaklaşımlarından beslenmiştir. Teknik anlamda Fordizm; sanayi üretiminin büyük oranda kitlesel üretim olarak
gerçekleştirildiği, idari işler ile kol kuvvetine dayalı işlerin Taylorist bir ayrımla belirlendiği, işbölümünün ve
iş tanımlarının katı bir şekilde yapıldığı, ürün standartlaşmasının verimlilik artışları getirdiği ve artan talebin
bu standartlaşmayı hızlandırdığı bir üretim biçimidir (Eraydın, 1992).
Ancak Taylorizm’in ve Fordizm’in işçiye düşen emeğin niteliğini azaltarak işçi ve makine arasındaki
farkı ortadan kaldırması, işçiler arası kişisel farklılıkların göz ardı edildiği ve bir birey için en verimli çalışma
yönteminin bir diğeri için verimli olmayabileceği gibi gerçekleri göz önünde bulundurmamasından dolayı
eleştirilmiştir. Gramsci tarafından getirilen Fordizm’in geniş açıdan eleştirel tanımına göre; kapitalist
medeniyette yeni bir dönemi başlatan, planlı ekonomiye geçişe damgasını vuran, yalnızca üretimi değil bireyi
de planlayan, yeni bir işçi ve insan tipi yaratmak için hayatının en mahrem alanlarını işgal eden ve bir montaj
hattı ile sınırlı kalmayan yaklaşımdır (Kumar, 1995).
Fordizm yaklaşımının kitle üretim ve tüketimini sağlaması ve ürünlerde yüksek standartlaşma yakalaması
gibi artılarına rağmen, esnek olmayan bir üretim sürecine sahip olması nedeniyle malın niteliğinde eşzamanlı
değişimler yapmaya uygun olmaması, Fordist üretim yapısını özellikle 60’lı yıllara gelindiğinde seri üretimin
aynılaşması ve rekabet yaratamaması şeklinde sıkıntıya sokmuştur.
Toyota ve Yalın Üretim
Bu yüzyıl içinde iki kez, otomotiv endüstrisi, bir şeyleri üretmek konusundaki en temel fikirlerimizi
değiştirdi (Womack ve diğ., 1990). Bu değişimlerin ilki zanaat üretiminden seri üretime geçişte gerçekleşmiştir.
Bu değişim ölçek ekonomileri ve kapsam ekonomilerine dayalı, bugün bildiğimiz ve tanıdığımız pazarın
oluşmasına yardımcı olmuştur. 20. yüzyılın iş organizasyonundaki ikinci büyük dönüşümü olan esnek üretim,
otomotiv sektöründeki bir devrimle ortaya çıkmıştır. Toyota üretim sisteminin öncülük ettiği bu dönüşüm, seri
56

