Page 58 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 58

tarih çevresi

üretim metodunun ve seri üretim devleri Ford ve General Motors’un sarsılmasına yol açmıştır.

       Eiji Toyoda tarafından kurulan Toyota, 19. yüzyılın sonlarında Japon tekstil sektöründe söz sahibi
olmuştur. 2. Dünya Savaşı öncesi hükümetin yönlendirmesiyle askeri kamyon üretimine başlamış ve bu şekilde
motor üretiminde de yetkinleşmiş, savaş sonrasında da kamyon ve otomobil üretiminde yetkinleşmek istemiştir.
Japonya’da iç pazar küçük olmasına karşın yoğun bir çeşitlilik talebi mevcuttu. Bu değişken, seri üretim
mantığındaki çok sayıda kısıtlı çeşitte üretim ve stoklama anlayışının işleyişini engellemekteydi. Başlangıçta
düşük işçi ücretlerinin getirdiği avantajlar zamanla kayboldukça, üretim tekniklerinde sunacakları yeni bir
şeyleri olmayan ve iç pazarda sınırlı bir rekabetin durgunluğunda, dış pazarları zorlayacak bir rekabet gücü
asla elde edilemezdi (Womack ve diğ., 2002).

       Bu yöntem sayesinde seri üretimin aksine üretim hataları, biriken stoklar arasında değil, üretimde veya
montaj esnasında tespit edilmekte ve malzemenin hurdaya çıkarılması veya onarılması gibi maliyet israfları
engellenmiştir. Sistemin işlerliğini sağlamak açısından bireylerin seri üretimdeki kayıtsızlığının aksine üretime
doğrudan müdahale etme inisiyatiflerine sahip olmaları da önemlidir.

       Bu bağlamda, yalın üretim, yapısında hata, maliyet, stok, işçilik, geliştirme süresi, üretim alanı, fire ve
müşteri memnuniyetsizliği gibi unsurların en aza indirgenmesiyle hiçbir gereksiz öğe barındırmayan
“arındırılmış-rafine” bir üretim biçimidir (Womack ve diğ., 2002).

       Yalın üretime yönelik ilk denemelerde işçiler bir grup lideri olan takımlar halinde gruplandırıldılar. Takım
içinde onarım, denetim, kalite kontrolü gibi görevler de paylaşılmaya başlandı. Bu şekilde bir sürekliliğe erişen
bilgi paylaşımları “kaizen” olarak adlandırılmıştır.

       Seri üretim mantığındaki dikey bilgi aktarımına göre, bir otomobili oluşturan parçalar ve bunların
birleştirileceği montaj hatları mühendislik elemanları tarafından tasarlanmakta, projelendirilen bu bileşenler
tedarikçi firmalara paylaştırılmaktadır.

       Yalın üretim sisteminde ise yan sanayiler kademeli bir sırayla organize edilmişlerdir. İlk kademe yan
sanayicileri geliştirme sürecinde ana firma tasarımcılarıyla bütünleşik bir yapı içinde çalışırlar. Teknik bilgiler
ve parçanın görev limitleri, yan sanayicinin geliştirme ekibine bir hazır girdi olarak sunulur. Tedarikçi geliştirdiği
ürünün prototipini montajcı ile sınar. Bu noktada ana montajcı bu gelişmenin içeriği konusunda bilgi sahibi
olmak zorunda değildir. Süreç, aşağı doğru genişleyen ikinci yan sanayi kurumları aracılığıyla derinleşir.
Günümüzde ana ve yan sanayi alanları içinde yalın üretim, tüm üretim esnekliklerini, teslimat programına
yayan etkili ve eşzamanlı bir ikmal bağını kurma zorunluluğunu bilmektedir. Toyota tarafından parça akışını
koordine etmekte yeni bir yol olan “tam zamanında” (JIT - Just in Time) sistemi geliştirilmiştir (Tiryakioğlu,
2004).

       Amerika Birleşik Devletleri’nin pazardaki baskın rolünün devam etmesine rağmen 1960’lar otomotiv
sektörü için dönüm noktası sayılabilecek gelişmelere sahne olmuştur. 1950’lerin sonlarından itibaren, İkinci

                                                               57
   53   54   55   56   57   58   59   60   61   62   63