Page 45 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 45
tarih çevresi
Burada, Londra’ya 1851 yılında giden bir Osmanlı bürokratının omnibüs deneyimini aktarmak uygun
olacaktır:
“…İngiltere’nin omnibüs dedikleri arabaları dahi mûcib-i suhûlet-i geşt ü güzâr olup öküz arabası
misillü üstü örtülü olduğu hâlde içine hayli adam alarak önde bir arabacı ve arkada bir nerdübân
ve bir adam ve önündekiyle arkadakinin beyninde bir ip merbut bulunup evvelâ binecek adam
uzakdan elini kaldırdığı hâlde arkadaki ipi çeker çekmez arabacı hayvanları durdurarak bir sâ’atliği
üç gurûş olmak üzere bindirirler. Ve sokakların genişliği cihetle bir tarafdan giden ve bir tarafdan
gelen arabalar aslâ biribirine dokunmayup begâyet hızlı ve rüzgar gibi koşdurururlar…” (Anonim,
[1853: 12] 2021: 71).
Osmanlı kamuoyu Avrupa’da ulaşım vasıtaları alanında ortaya çıkan gelişmeleri yakinen takip ederken,
Osmanlı yönetimi gelişmeleri izlemenin ötesine geçmiştir. Bu kapsamda ilk gelişmenin İngiltere’den buharlı
gemi satın alınması olduğu görülmektedir. Literatürde genel kabul bu ilk gelişmenin 1828 yılında İngiliz tüccar
Black’in İzmir’de bulunan Swift adlı buharlı gemisinin beğenilerek II. Mahmud (1785-1839) tarafından satın
alınması olduğudur (Kuran, 1995: 159; Kütükoğlu, 1995: 165; Tozoğlu, 2024: 51). Oysaki söz konusu gelişme
daha erken tarihlerde yaşanmışa benzemektedir. Şöyle ki Mora yöresindeki isyanı bastırmak üzere 1825’te böl-
gede bulunan Osmanlı donanması içinde Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa’nın (1769-1849) gönderdiği iki buharlı
geminin (“iki buğ gemisi”nin) de bulunduğunu bilmekteyiz (BOA, HAT, 860/38347; Düzcü, 2013: 115-116).
Dolayısıyla söz konusu genel kabulün artık geçerliliği bulunmamaktadır.
Avrupa’da Sanayi Devrimi sonrası süreçte ulaşım vasıtaları alanında ortaya çıkan gelişmelerin, söz ko-
nusu vasıtaların Avrupa’dan getirilmesi şeklinde Osmanlı Devleti’nde de hayata geçirilmesinde buharlı gemiden
sonraki ikinci örnek omnibüstür. Arşiv araştırmamız sırasında rastladığımız 1864 yılına ait bir belgede belirtil-
diğine göre Osmanlı tebaasından Hacı Manuk’a 25 sene süreyle omnibüs işletme imtiyazı verilmiş fakat adı
tarafından çekilen yolcu vagonudur fakat bu vagon ray üzerinde gitmekte ve tekerleksizdir. XIX. yüzyılda ikisi arasında
çok az fark olduğu söylenebilir: İkisi de hayvan gücüne (at veya katır) dayanmıştır ve vagonları birbirine oldukça benzerdir.
Bununla birlikte tramvay, sürtünmeyi azaltarak omnibüsünkinin iki katından fazla yük taşınmasına olanak sağlayan raylar
üzerinde işlemektedir. XX. yüzyıl başında tramvay hatları elektrikli, omnibüsler ise motorlu hale getirilmiştir (Amann,
2023: 7, 21). Diğer taraftan ilk ortaya çıkışına dair herhangi bir bilgiye rastlayamadığımız atlı tramvay, ilk olarak 1830’larda
ABD’de yaygınlık kazanmıştır. Bu durumun temel sebebi olarak tramvay raylarının Amerikan şehirlerindeki bozuk yol
koşullarını telafi etmesi olarak gösterilmektedir. 1853 yılında, New York’ta kaldırım seviyesine gömülü raylarda işleyen
ilk tramvay hatlarını kuran Fransız mühendis Alphonse Loubat (1799-1866), bu yeniliği izin alarak Paris’e taşımış ve
sistem burada “Amerikan demiryolu” olarak adlandırılmıştır (Amann, 2023: 27). Bu adın, dönemin Osmanlı arşiv belge-
lerinde tramvay yerine kullanıldığı iddia edilmektedir. Bu kapsamda Bozkurt (2004: 94), bu iddiayı tramvayın ilk defa
Amerika’da ortaya çıkmasına dayandırmaktadır. Konuyla ilgili olarak sondaj usulüyle Osmanlı arşivlerinde tarafımızdan
araştırma yapılmış ve 29 Mayıs 1870 tarihli bir belgeye rastlanılmıştır (BOA, HR.MKT., 686/12, [H. 27 Safer 1287] 29
Mayıs 1860). Belgede geçen “Dersaâdet’te inşâ’ olunacak Amerikan timuryolu lâzımesiçün…” ifadesi göstermektedir ki
Osmanlı arşiv belgelerinde tramvay yerine kullanıldığı ileri sürülen “Amerikan demiryolu” ifadesiyle, tramvay değil de
onun yolu kastedilmiştir. Dolayısıyla “Osmanlı arşiv belgelerinde tramvay yerine Amerikan demiryolu ifadesinin kulla-
nıldığı” iddiası arşiv belgelerinin tanıklığı karşısında havada kalmaktadır. Bununla birlikte, “Amerikan demiryolu” ifade-
sinin kavramsal kökeni taşımacılık sistemi olarak tramvay anlamına geldiğinden tramvay yerine bu kavramın
kullanılmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır (Bozpinar, 2025: 291).
44

