Page 42 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 42
tarih çevresi
Osmanlı Devleti’nde İlk Otomobil°
Dr. Cumali BOZPİNAR*
Buhar makinesinin icadının ve üretimde kullanılmasının sanayi kapitalizminin gelişimine ivme verdi-
ğini söylemek abartı olmayacaktır. Şöyle ki bir yandan bu makinenin üretim sürecinde kullanımı kapitalizmin
doğduğu Avrupa coğrafyasında hızlı bir şekilde yayılmış ve aynı anda buharlı lokomotiflerin çektiği vagonlarla
yolcu ve yük taşınmasına uyarlanarak kapitalizmin aynı coğrafyada yoğunlaşmasında etkili olmuştur. Her ne
kadar bu gelişmenin Avrupa’da ortaya çıkıp yine orada yayılmasını, bu coğrafyada metal rayların ulaşım alt-
yapısında kullanımının M.Ö. VI. yüzyıla kadar geriye götürülebildiği dikkate alındığında1 tarihsel koşulların
zorunlu bir sonucu olarak görmek doğru olsa da demiryolu üzerinde buhar makinesiyle yani lokomotifle vagon
çekmeye yönelik ilk girişimler ancak XIX. yüzyılın başlarından itibaren ortaya çıkmıştır. Burada, esasında
“vagon” kelimesinin etimolojisi incelendiğinde evrimini “otomobil” kelimesiyle tamamladığını söylemek ta-
rihsel nedenselliğe dayalı bir sonuç olmaktadır. Şöyle ki “otomobil” kelimesi İtalyanca “kendi kendine hareket
eden araç” anlamına gelmektedir. Esasında bir vagon, kendi kendine hareket edebiliyorsa, işte o zaman “oto-
mobil”den bahsediliyor demektir. Gerçekten de “vagon” kelimesi tarih boyunca sırasıyla at/öküz arabası, de-
miryolu vagonu ve nihayet otomobil türü motorlu taşıtlar şeklinde bir içerik kazanmıştır (Eckermann, [1989]
2001: 10).
Vagonun demiryolu vagonuna evrimi sürecinde, hayata geçirilen ilk faaliyet 1830’da açılan Liverpool-
Manchester demiryolu hattı olmuştur. Bir yıl içinde 500 bin yolcunun seyahat ettiği bu hat, sahip olduğu un-
surlarla kelimenin tam anlamıyla bir demiryolu hattı nitelemesini hak etmektedir. Şöyle ki lokomotiflerin çektiği
vagonlarla yolcu ve eşya taşınmış ve trenler iki önemli şehri birbirine bağlayan çift hatlı bir demiryolu üzerinde
işlemiştir (Tozoğlu, 2024: 35).
İlk demiryolu hattının yukarıda belirtilen başarısı İngiltere’nin dört bir yanında yeni hatların açılmasını
tetiklerken diğer Avrupa ülkelerinde de benzeri gelişmeler ortaya çıkmıştır: Belçika’da 1830’da ülkenin kuzey
ve güneyini birbirine bağlayacak demiryolları hatlarının inşasına başlanırken 1832’de Fransa’da St. Etienne-
° Bu çalışma Yazar’ın “Osmanlı Devleti’nde Otomobil: XIX. Yüzyıl Özelinde Bir İnceleme ve Literatüre Katkı. İçinde
M. Kılıç (ed.), Yakınçağ Tarihi Alanında Uluslararası Araştırmalar-II (23-36). Konya: Eğitim Yayınevi, 2025.” künye
bilgili çalışmasının gözden geçirilmiş ve genişletilmiş halidir.
* Millî Emlak Genel Müdürlüğü, ORCID: 0000-0001-8760-5253, bozpinar.cumali@gmail.com
1 Burada Diolkos’u kastediyoruz. Diolkos, Korint Körfezi ile Saron Körfezi arasında ulaşımı sağlamak üzere Mora Yarı-
madası’nı Yunanistan anakarasına bağlayan Korint Kıstağı üzerinde inşa edilmiş Antik yoldur. Tozoğlu (2024: 33) bu
yolun metal ray döşeli olduğunu ileri sürerken, Akoğul (2018) “taş döşenmiş ve ağaç kütükleriyle donatılmış” nitelikte
olduğunu kabul etmektedir. Akoğul’a (2018) göre M.Ö. 431-404 dönemindeki Peloponez Savaşları’ndan başlamak üzere
birçok kez gemiler Diolkos’ta olduğu gibi karadan yürütülmüş olup Enderun’da iyi bir eğitim alarak Yunanca ve İtalyanca
bilen II. Mehmet (1432-1481), Antik Dünya’daki böylesi uygulamalardan esinlenerek İstanbul’un fethi sırasında gemileri
karadan yürütmüştür.
41

