Page 38 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 38
tarih çevresi
korunaklı ve muhafazalı şekilde tasarlanmıştır. 25 Zaman içinde değişim ve gelişim gösteren saltanat arabaları,
19. yüzyıla gelindiğinde en zarif formlarını almıştır. Kullanılan malzemeler, halk arasında yaygın olan arabalara
kıyasla daha kaliteli ve özenle seçilmiştir. Bu araçların işçiliği, bakımı ve estetik özellikleri diğer arabalardan
farklılık arz etmektedir. Örneğin, sıradan bir arabada kullanılan boya miktarının yaklaşık iki katı, saltanat
arabalarında uygulanmaktadır. Bu durumun temel nedeni, bu arabaları kullanan kişilerin hanedan mensubu
olması ve araçların Osmanlı Sarayı’nın kıyafetleri ve diğer değerli eşyaları gibi ayrıcalıklı bir parçası olarak
kabul edilmesidir. Saltanat arabalarını diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerden biri ise yapımında altın,
gümüş ve yakut gibi değerli taşların kullanılmasıdır. Bu kıymetli taşlar arabalara işlenerek adeta bir sanat eseri
niteliği kazandırılmıştır. 26
Osmanlı toplumunda bireyler, doğup büyüdükleri yerleşim alanlarında hayatlarını sürdürmekte olup,
günlük ulaşımlarını çoğunlukla yaya olarak gerçekleştirmektedirler. Bu nedenle, genel halk arasında ulaşım
araçlarının kullanımı sınırlı kalmıştır. Ancak Osmanlı Sarayı’nda uzun mesafeli seyahatler kaçınılmazdır ve bu
amaçla binek hayvanı olarak öncelikli tercih at olmuştur. At sürmek, padişahlar ve şehzadeler için toplum
nezdinde bir güç ve prestij simgesi olarak kabul edilmiştir. Zira yönetici, at kullanabilecek kadar güçlü ve
sağlıklı ise, devlet yönetme kapasitesine de sahip olduğu düşünülmüştür. Hanedanın erkek fertleri genellikle
ulaşımda atı tercih etmekle birlikte, hastalık gibi olağanüstü durumlarda arabayı kullanmaktan
çekinmemişlerdir. 27 Örneğin, Sultan III. Mustafa (1757-1774) saltanat arabasına iki kez, Sultan I. Abdülhamit
(1774-1789) ise bir kez binerek seyahat etmiştir; bu yolculuklar İstanbul dışındaki vilayetlere yapılan ziyaretler
sırasında gerçekleşmiştir. 28 Benzer uygulamalar Osmanlı Devleti dışındaki devletlerde de görülmektedir. Altın
Orda Devleti’nde hanedan kadınları bir bölgeden diğerine seyahat ederken arabayı tercih ederken, erkek üyeler
at üzerinde yolculuk yapmaktaydı. 29 Buna karşılık, Fransa’da durum farklı olup, askerler dahil olmak üzere
birçok kişi atlı arabaları kullanmıştır. 30
Osmanlı hanedanına ait erkekler, genellikle saltanat arabalarını tercih etmeyip seyahatlerini at üzerinde
gerçekleştirmiştir. Buna karşılık, kadın sultanların bu konuda tutumu tamamen farklıdır. Kadın sultanlar, istedikleri
zaman arabalarına binip halk arasında dolaşabilmiş ve halka selam vermekte tereddüt etmemişlerdir. Osmanlı
padişahları ve şehzadeleri ise erken dönemlerde sadece at kullanarak yolculuk yapmıştır. Hanedan kadınlarının ata
binmesi ise oldukça nadirdir. Genellikle seyahatlerinde at yerine saltanat arabalarını kullanmaları, İslam dininin
mahremiyet ilkesiyle yakından ilgilidir. Bu ilke doğrultusunda, kadınlar sokakta namahremlere karşı kendilerini
25 Stephan Gerlach, Türkiye Günlüğü, Türkis Noyan (çev.), C. 2, Kitap Yayınları, İstanbul 2006, s. 651.
26 Nas, a.g.t., s. 58.
27 Emine Dingeç, ‘’18. Yüzyılın İkinci Yarısında Saray Atlarının Binit Takımları’’, UÜFEF Sosyal Bilimler Dergisi, Yıl:
12, S. 20, Bursa 2011, s. 2.
28 İpşirli, a.g.m., s. 244.
29 İbn Batuta, İbn Batuta Seyahatnamesi, Sait Aykut (haz.), Yapı Kredi Yayınları, İstanbul 2010, s. 374.
30 Stephen J. Lee, Avrupa Tarihinden Kesitler 1789-1980, Savaş Aktur (çev.), Dost Kitabevi Yayınları, Ankara 2004, s. 47.
37

