Page 39 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 39

tarih çevresi

gizleme eğiliminde olmuşlardır. 31 Ayrıca, hanedan kadınlarının araba tercih etmelerinin diğer bir nedeni
yolculuklarını erkeklere göre daha rahat ve konforlu hale getirmektir. Araba içinde seyahat eden kadınlar yolculuk
esnasında daha fazla rahatlık sağlarken, ata binmek aynı konforu temin edememektedir. Osmanlı sarayında yaşayan
kadınlar, dışarı çıkarken mesafe fark etmeksizin arabalarla seyahat edebilmişlerdir. Ancak padişahın emriyle haseki
sultan sarayın avlusuna çağrıldığında, bu durumda at tercih edilmekte ve haseki sultan ata binerek avluya
gelmekteydi. Sultan ata bindiğinde, atın üstü özel bir tente ile kaplanmakta ve bu tentenin dört bir yanı saray ağaları
tarafından taşınmakta, dışarıdan sadece atın başı görünmekteydi. Böylece sultan at üzerinde dahi olsa dışarıdan
fark edilmemekteydi. 32 Devlet sınırları genişledikçe, hanedan kadınları atlı arabalara binerek seyahat etmeye
başlamışlardır. Kadınlar her zaman saltanat arabalarını kullanabilmekteyken, padişahlar ise yalnızca resmi törenler,
özel günler ve gezintiler sırasında bu arabalara binmişlerdir. 33

       Osmanlı hanedan üyelerinin yanı sıra, sadece sadrazam, şeyhülislam ve kazaskerler araba ile seyahat
edebilme ayrıcalığına sahipti. 34 Bu durum, ilmiye sınıfına mensup bu kişilerin devlet içindeki özel statüsünü
göstermekteydi. Şeyhülislam ve kazasker arabaları genellikle çuha kumaşla kaplanmış olup, şeyhülislamın
arabası yeşil, kazaskerin arabası ise kırmızı renkteydi. 35 Renk farkı, bu iki aracı birbirinden kolayca ayırt etmeye
imkân sağlıyordu. Bu arabalar koçu tipi olup, bakım ve onarımları Osmanlı topraklarında yapılmaktaydı.
Süslemeleri, kadın sultanların bindiği saltanat arabalarına kıyasla daha sade tutulmuştu. Arabalar iki öküz
tarafından çekilmekteydi. Kanunlara göre, bu üç yetkili dışında kimse İstanbul sınırları içinde araba ile yolculuk
yapamazdı. 36 Ancak, at kullanma hakkı verilenler at sürebiliyordu. Ayrıca, Osmanlı topraklarına gelen yabancı
liderler ve krallar da araba kullanarak seyahat edebiliyordu. 37

       6.Sonuç

       Osmanlı Devleti’nde araba kullanımı, başlangıçta ulaşımın işlevsel bir aracı olarak sınırlı kalmakla
birlikte, zamanla saray ve üst düzey devlet görevlileri arasında statü ve prestij sembolü haline gelmiştir. Özellikle
19. yüzyılda Avrupa etkisiyle ulaşım araçlarında yaşanan dönüşüm, hanedan mensuplarının ve seçkin devlet
adamlarının arabayı tercih etmelerine yol açmıştır. Saltanat arabaları, hem estetik hem de teknik açıdan gelişmiş
yapılarıyla Osmanlı saray yaşamının önemli bir unsuru olurken, ilmiye sınıfına mensup üst düzey yöneticilerin
ayrıcalıklı araba kullanımı, devlet içindeki hiyerarşik yapıyı göstermektedir. Bu bağlamda, Osmanlı’daki ulaşım
araçları, yalnızca pratik bir ulaşım aracı olmanın ötesinde, toplumsal ve kültürel normlarla şekillenen bir statü
göstergesi işlevi görmüştür.

31 Dingeç, a.g.e., s. 77.
32 Jean B. Tavernier, 17. Yüzyılda Topkapı Sarayı, Teoman Tunçdoğan (çev.), Kitap Yayınları, İstanbul 2007, s. 151.
33 Nas, a.g.t., s. 58.
34 Ahmet Cevdet Paşa, Osmanlı İmparatorluğu Tarihi, C. 2, s. 282. ; Tekeli-İlkin, a.g.e., s. 92.
35 İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Devletinin İlmiye Teşkilatı, TTK Yayınları, Ankara 1988, s. 207.
36 Dingeç, a.g.e., s. 80.
37 Ali Servet Öncü, ‘’Türk Kaynakları Işığında Son Avusturya Macaristan İmparatoru Karl’ın İstanbul Ziyareti’’, CTAD,
S. 17, Ankara 2013, s. 62.

                                                               38
   34   35   36   37   38   39   40   41   42   43   44