Page 9 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 9

tarih çevresi

    Kurumun ortaya çıkışında iki temel neden etkili olmuştur. Birincisi, halkın birikimlerini güvenli
bir ortamda değerlendirme ihtiyacı; ikincisi ise küçük esnaf ve dar gelirli kesimlerin finansman
sorunlarının çözülmesidir. Bu yönüyle Emniyet Sandığı hem tasarruf hem kredi kurumu niteliği
taşımıştır.

    Emniyet Sandığının Yapısı ve Yönetimi
    Emniyet Sandığı, merkezi bir yönetim kurulu ile taşra şubeleri arasında bir hiyerarşiden
oluşmuştur. Yönetim kurulu, devlet memurları, lonca temsilcileri ve güvenilir tüccarlardan
oluşurken bu bileşim kurumun hem bürokratik denetim altında hem de esnaf tabanına yakın
kalmasını sağlamıştır. Şube yapısı, özellikle Tanzimat döneminin ikinci yarısında Anadolu’nun ve
Rumeli’nin çeşitli kentlerine yayılmış, böylece coğrafi erişim kapasitesini genişletmiştir. Her şube,
kendi bölgesindeki esnaf kayıtlarını tutmak, kredi başvurularını değerlendirmek ve geri ödemeleri
takip etmekle yükümlü olmuştur.
    Emniyet Sandığı, sadece Batılı anlamda bir banka olarak değil, Osmanlı Devleti’nin kadim
"Para Vakıfları" ve lonca bünyesindeki "Orta Sandıkları"nın gelişmiş bir şekli olarak
tanımlanmaktadır. Kurumun başarısının sırrı, halkın alışık olduğu vakıf kültürü ile modern
bankacılık tekniklerini (faizli işletme, mevduat toplama) harmanlamasında görülmektedir
(Günay,1995).
    1868’de kurulan sandığın asli görevinin, esnafı ve halkı tefecilerin (sarrafların) elinden
kurtarmak olduğu belirtilmiştir. Geleneksel lonca sisteminde esnafın hammadde alımı, dükkanın
ihtiyaçları ve sosyal yardımlaşmayı desteklemek, doğrudan doğruya loncanın kendi sandığından
finanse edilmiştir. 1838 Baltacı limanı anlaşması sonrasında loncaların sınırlı sermaye yapısı
yabancı rekabetiyle birlikte sarsıntıya uğramıştır. Emniyet Sandığı, bu sarsıntıyı durdurmak ve lonca
esnafını sarrafların (tefecilerin) yüksek faizli sarmalından kurtarmak amacıyla kurgulanmıştır.
Emniyet sandığı aslında "Para Vakıfları" mantığının modern bankacılık kurallarıyla yeniden
tanımlanmış halidir (Günay, 1995). Yüzyıllardır yürüttükleri "sandık" pratiğini bu yeni kuruma
devretmeye başlamış; böylece yerel ve küçük ölçekli sermaye, devlet denetimindeki daha merkezi
bir havuzda toplanmıştır.
    Sandığın yararlanıcı kitlesi; küçük atölye sahipleri, seyyar satıcılar, esnaf derneklerine kayıtlı
zanaatkarlar ve küçük tekstil üreticileri olarak belirlenmiştir. Bu grubun ortak özellikleri;
sermayesizlik, teminat yetersizliği ve Osmanlı Bankası ile Galata Bankerleri gibi kurumsal
finansman kanallarına erişimin zor olması şeklinde sıralanabilir. Emniyet Sandığı bu boşluğu
doldurmaya çalışmış ve özellikle İstanbul’un yoğun ticari semtlerinde (Kapalı Çarşı, Beyazıt,
Eminönü) faaliyet gösteren esnafa öncelik tanımıştır. Ayrıca kadın esnaf ve gıda üreticileri de
zamanla sandığın hizmet kapsamına alınmıştır.
    Emniyet sandığı ve loncalar arasındaki bağ, Gedik Sistemi üzerinden kurulmuştur. Gedik, bir
zanaatı icra etme hakkı ve o dükkândaki araç-gereç üzerindeki mülkiyet imtiyazıdır. Modern
bankalar sadece taşınmaz (gayrimenkul) ipoteği kabul ederken, Emniyet Sandığı lonca üyelerinin bu
mesleki imtiyazlarını ve üretim araçlarını da teminat olarak kabul etmiştir (Bulut, 2010). Sandık bu
uygulamasıyla lonca yapısını mülkiyet üzerinden sisteme dahil etmiştir. Esnafın altın, gümüş gibi

                                                                   7
   4   5   6   7   8   9   10   11   12   13   14