Page 11 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 11
tarih çevresi
3.2 Ölçülülük İlkesinin Kurumsal Yansımaları
Emniyet Sandığı’nın operasyonel yapısında ölçülülük ilkesi, sadece soyut bir ahlaki değer değil,
kurumun mali sürdürülebilirliğini ve sosyal koruma misyonunu sağlayan teknik bir zorunluluktur.
Emniyet Sandığı’nın ölçülülük mekanizmaları dört temel alanda kendisine uygulama alanı
bulmuştur. Bunlar şu şekilde sıralanabilir:
3.2.1 Faiz Politikası: Osmanlı Devleti’nde 19. yüzyılda serbest piyasa, "sarraf" denilen
tefecilerin kontrolündedir. Esnaf, hammadde alabilmek için bu kişilere başvurmak zorunda kalırken
aldıkları kredilerin faiz oranları bazen yıllık %50’leri bulmuştur. Emniyet Sandığı, faizi %9’da
sabitleyerek piyasaya bir "çıpa" atmıştır. Bu oran, paranın maliyetini esnafın kâr marjının altında
tutarak borcun ana parayı yutmasını engellemiştir. Faiz, sadece kurumun operasyonel giderlerini
karşılamak ve mevduat sahibine cüzi bir getiri sunmak için kullanılmış; sermaye birikimi aracına
dönüştürülmemiştir (Günay, 1995: 84-92).
3.2.2 Kredi Büyüklüğünün Sınırlandırılması: Büyük ölçekli bankalar, riski azaltmak için
sermayelerini birkaç dev tüccara (balinalara) plase etmeyi tercih ederken; Emniyet Sandığı tam tersi
bir yol izlemiştir. Nizamname (tüzük) uyarınca, bir şahsın çekebileceği kredi miktarına "üst sınır"
getirilmiştir. Eğer bir büyük tüccar sandığın tüm kasasını boşalabilmiş olsaydı, yüzlerce küçük
zanaatkâr (ayakkabıcı, terzi, marangoz)bu durumda sermayesiz kalacaktı. Bu "tavan fiyat"
uygulaması, sermayeyi parçalara bölerek toplumun en alt katmanlarına kadar sızmasını sağlamış;
finansal adaleti (ölçülülüğü) mekânsal ve sınıfsal olarak gerçekleştirmiştir (Özpınar, 2012).
3.2.3 Teminat Esnekliği: Mülkiyet Haklarının "Esnaf Lehine" Yorumu: Geleneksel
bankacılık anlayışında "teminat" demek, gayrimenkul (ev, dükkân, arazi) demektir. Ancak Osmanlı
Devletinde küçük esnafının çoğu kiracıydı veya dükkânı vakıf malıydı; yani ipotek edecek tapusu
yoktu. Sandık burada devrimsel bir adım atarak "Gedik" (ustalık ve dükkân işletme imtiyazı)
hakkını teminat kabul etmiştir. Ayrıca esnafın elindeki gümüş takımlar, bakır kaplar veya mesleki
aletler "rehin" alınarak kredi verilmiştir. Bu durum, mülkiyeti olmayan ama emeği ve itibarı olan
lonca esnafını sistemin içine çekmiştir. Teminatın miktarının borçla orantılı tutulması, esnafın tüm
varlığını kaybetme riskini minimize etmiştir.
3.2.4 Amaç Denetimi: Sosyal Mühendislik Olarak Kredi: Kredi sadece para vermek değildir;
o paranın nerede kullanıldığı ve kimin elinde olduğu ekonominin sağlığı için önemlidir. Emniyet
Sandığı, verilen kredinin tüketim harcamalarına (lüks, düğün, şahsi borç vb.) değil, üretim araçlarına
gitmesini şart koşmuştur. Yönetim kurulundaki lonca temsilcileri (yiğitbaşılar ve kethüdalar), kredi
talep eden esnafın gerçekten o hammaddeye ihtiyacı olup olmadığını veya dükkânını büyütüp
büyütmeyeceğini kontrol etmişlerdir. Bu "yerinde denetim", kredinin spekülatif veya ölü yatırımlara
gitmesini engelleyerek, paranın bizzat piyasada mal ve hizmet üretimine dönüşmesini (iktisadi
basireti) sağlamıştır (Toprak, 1995).
9

