Page 6 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 6

tarih çevresi

    Bu doğrultuda çalışmanın temel hipotezi; Emniyet Sandığı’nın salt bir bankacılık kurumu
olmanın ötesinde, Osmanlı Devleti’nin kadim "Para Vakıfları" mantığının modern bankacılık
kurallarıyla yeniden tanımlandığı ve "ölçülülük" ilkesini yapısal bir zorunluluk olarak içselleştirdiği
bir finansman modeli olduğudur. Kurumun; faiz oranlarını %9 seviyesinde sabitleyerek piyasaya bir
"çıpa" atması, kredi miktarına üst sınır getirerek sermayeyi demokratik bir biçimde tabana yayması
ve geleneksel bankacılığın aksine esnafın mesleki imtiyazı olan "gedik" haklarını teminat kabul
etmesi, bu hipotezi destekleyen temel yapı taşları olarak çalışmada ele alınmaktadır.

    OSMANLI DEVLETİ’NDE LONCA VE AHİLİK TEŞKİLATI
    Osmanlı Devleti’nin sosyo-ekonomik dokusunun yapısal omurgasını teşkil eden esnaf ve ticaret
loncaları, kökenlerini fütüvvet ilkeleriyle harmanlanmış Ahilik teşkilatından almaktadır. 13.
yüzyılda Ahi Evran tarafından temelleri atılan bu yapı; Anadolu’daki Türk esnafın yerleşik hayata
geçiş sürecinde ekonomik bir direnç oluşturmak, toplumda sosyal adaleti tesis etmek ve ahlaki bir
iktisadi düzen meydana getirmek amacıyla kurgulanmıştır. Zamanla evrilerek "lonca" ve "gedik"
(ruhsat) sistemine dönüşen bu örgütlenme; sermayenin belirli ellerde yoğunlaşmasını engelleyen ve
esnaf arasında dinamik bir ekonomik denge kuran korumacı mekanizmalar geliştirmiştir.
    Osmanlı Devleti'nde Lonca ve Gedik teşkilatı, esnaf örgütlenmesinin bir şekli olan Ahilik
teşkilatının devamı niteliğindedir. Ahi Evran ismiyle tanınan İranlı Şeyh Nasirüddin Mahmud,
ahlaki bilgiler veren Fütüvvet yapısından yararlanarak Ahilik teşkilatını kurmuştur. Ahi Evran
kurmuş olduğu ahilik teşkilatının başkanı ve aynı zamanda Ahi Babasıdır. Ahî Devran, ilk olarak
Kayseri'de açtığı dükkan sayesinde Ahilik teşkilatının yaygınlaşmasını sağlamıştır. Ahilik hem
ekonomik hayatın iyileşmesini hem de meslek sahibi olmayı sağlamıştır. Ahilik; Anadolu’ya göç
eden Türk esnaf ve sanatkârların yerleşik hayata geçiş süreçlerinde, bölgedeki mevcut Rum ve
Ermeni zanaatkârlar karşısında ekonomik bir direnç oluşturmak ve kendi aralarında dayanışmayı
sağlamak amacıyla kurulmuş bir teşkilattır (Akbaş,2018: 165-168).
    Ahilik Teşkilatı, fütüvvet anlayışına dayanmaktadır. Fütüvvet, kerem, seha ve cömertlik bir
başka deyişle eli açıklık, gözü tokluk ve vergililik ve yiğitlik yani olgun kişilik anlamına
gelmektedir (Anadol, 1981:1). Esnaf teşkilatının ve bunların riayet etmeleri gereken kurallardan
bahseden eserlere ise “fütüvname” denilmektedir. 13. Yüzyıla kadar Selçuklu Devletinde
Anadolu’da Fütüvvet mensuplarının yaygınlığı söz konusuydu. Fütüvvet ilkelerinin Türk
misafirperverliğiyle harmanlanmasıyla ortaya çıkan Ahilik, Türk sanat ve meslek erbabının ortak
çatısı olmuştur. Anadolu, Kırım ve Balkanlar'da köylere kadar ulaşan bu yapı, bölgenin en güçlü
sosyal ve ekonomik kurumu hâline gelmiştir. "Anadolu’daki Ahilik teşkilatının kurucusu olarak,
1172-1262 yılları arasında yaşamış olan Şeyh Nasirüddin Ebü’l-Hakayık Mahmud el-Hoyi (Ahi
Evren) kabul edilir. Ahilik, Arapça kardeşim manasına gelmektedir. Ahi olabilmek için üretici ve
yararlı nitelikte bir sanat sahibi olmak gerekir. Fütüvvenin halk arasında yaygın şekli ahilik olarak
bilinmektedir. Ahiliğin amacı; zenginle fakir, üretici ile tüketici, emek ile sermaye, halk ile devlet
arasında iyi ilişkiler kurarak sosyal adaleti gerçekleştirmek ve ahlaki bir toplum düzeni meydana
getirmektir. Osmanlı Devleti’nin ekonomi yönetimi, devletçi politikalarla özel teşebbüsü
dengeleyen kendine özgü bir piyasa nizamı inşa etmiştir. Batı tipi sermaye birikimi anlayışının

                                                                   4
   1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   11