Page 5 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 5

tarih çevresi

   EMNİYET SANDIĞI VE OSMANLI KÜÇÜK ESNAFI: ÖLÇÜLÜLÜK
   İLKESİ ÇERÇEVESİNDE TARİHSEL BİR FİNANSMAN DENEYİMİ

                                                                                             Sibel CENGİZ YILDIRIM1

 GİRİŞ
     Osmanlı Devleti’nde küçük esnafın ekonomik yapısı, büyük tüccardan ya da saray

 tedarikçisinden farklılık göstermiştir. Büyük tüccar uzun vadeli ilişkilere dayanan kredi ağlarına,
 Galata sarraflarıyla kurduğu köprülere ve uluslararası ticaret akışlarına entegre sermayeye sahipken,
 küçük esnaf ise çoğunlukla kısa vadeli çalışma sermayesiyle varlığını sürdürmüştür. Küçük esnaf,
 hammadde satın almak için nakit, ücretli işçi çalıştırmak için kısa vadeli likidite, alet-edevat
 yenilemek için orta vadeli krediye ihtiyaç duymuştur. Bu ihtiyaçların hiçbiri büyük banker
 ilişkilerini gerektirmemesine rağmen, hepsi bir araya gelince ciddi bir finansman sorunu ortaya
 çıkarmıştır.

     Küçük esnafın finansman kaynaklarından ilki loncalardır. Loncalar, yalnızca zanaat
 standartlarını belirleyen ve rekabeti düzenleyen örgütler değildir. Aynı zamanda üyelerine belirli
 finansal destekte sağlamışlardır. Loncalar bünyesinde oluşturulan "orta sandığı" adı verilen
 yardımlaşma fonları, mali sıkıntıya düşen üyelerine borç verirken, hastalık ya da ölüm durumlarında
 aileye destek sağlamışlardır. Ancak bu sistemin kapasitesi sınırlı kalmış ve üretim ölçeğini
 genişletmek isteyen ya da yeni bir işe başlamak isteyen esnafa gerçek anlamda yatırım kredisi
 sunamamıştır.

     İkinci çözüm karz-ı hasen geleneğidir. İslam hukukunun riba yasağından hareket eden bu
 uygulamada, dindar varlıklı kişiler ya da hayır amaçlı kurumlar faizsiz borç verirken pek çok vakfın
 finansman kolunda da bu tür mekanizmalar varlık göstermiştir. Karz-ı hasen uygulamasının kişisel
 ilişkilere, güvene ve hayırseverlik motivasyonuna bağlı olduğu ve kurumsal bir yapıdan yoksun
 olduğu görülür.

     Osmanlı Devleti’nde küçük esnafı destekleme mekanizmasının üçüncüsü ve pahalı yolu sarraf ve
 tefecilerdir. Özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısında İstanbul'da Galata sarrafları olarak bilinen Rum,
 Ermeni ve Yahudi kökenli bankerler hem büyük sermaye hem de küçük esnaf için önemli bir kredi
 kaynağı haline gelmiştir. Bu kredilerin maliyetlerinin ise son derece yüksek olduğu görülmektedir.
 Bu koşullar altında borçlanan küçük esnaf, kısa sürede borç tuzağına düşme riskiyle karşı karşıya
 kalmıştır.

     Bu çalışmanın temel amacı, 1838 Baltalimanı Ticaret Antlaşması sonrası sarsılan geleneksel
 lonca yapısını ve bu süreçte küçük esnafı tefecilerin (sarrafların) yüksek faizli sarmalından
 kurtarmak amacıyla 1868 yılında kurulan Emniyet Sandığı deneyimini analiz etmektir. Çalışma,
 kökeni Antik Yunan felsefesine dayanan ve "altın orta"yı bulma sanatı olarak tanımlanan
 "ölçülülük" (prudentia/phronesis) ilkesinin, Osmanlı Devleti’nin bu özgün finansal kurumundaki
 operasyonel yansımalarını incelemeyi hedeflemektedir.

1 Prof. Dr.,Ardahan Üniversitesi, İİBF, İktisat Bölümü, email:sibelcengiz@ardahan.edu.tr

                                                                     3
   1   2   3   4   5   6   7   8   9   10