Page 7 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 7

tarih çevresi

aksine Osmanlı Devleti, servetin belirli ellerde yoğunlaşmasını engelleyen ve sermayenin tabana
yayılmasını amaçlayan müdahaleci mekanizmalar geliştirmiştir. Ahi zihniyetinin ürünü olan
loncalar, sıkı bir şekilde kurallara bağlı esnaf birlikleridir (Aslantürk, 2021). Anadolu’da 13.
Yüzyılda görülmeye başlanılan Ahilik, Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda, siyasal, ekonomik ve
sosyal alanlarda çok önemli görevler üstlenmiştir. Lonca ve Gedik sistemi Ahilik sisteminin devamı
niteliğindedir. Loncalar ve Gedikler, Ahilik ilkelerinin değiştirilmesi ve sulandırılmasıyla ortaya
çıkan esnaf teşkilatlarıdır. Önceleri hammaddelerin verildiği yer Lonca adıyla anılmıştır. Zamanla
esnafın toplandığı mekanlar; aynı meslek grubuna mensup kişilerin bir 'pir' önderliğinde
oluşturduğu, lonca olarak adlandırılan mesleki teşkilatlara dönüşmüştür (Özdemir, 1986:160).
Loncalar, Ahilik geleneğinin manevi mirasını ve Ahi Evran kültünü devam ettirmekle birlikte,
sistemin dini ve mesleki sınırlarını genişletmişlerdir. Ahiliğin aksine gayrimüslimlerin de üyeliğine
izin vermiş ve daha önce "mekruh" veya "uygunsuz" görülen esnaf türlerini dahil ederek, dini bir
cemaat yapısından çok devlet denetimindeki esnaf birliğine dönüşmüşlerdir. Bu dönüşüm, özellikle
18. yüzyıldan itibaren Osmanlı ekonomisinin dışa açılma süreciyle hız kazanmıştır.
Kapitülasyonların yabancı tüccarlar lehine genişletilmesi ve Avrupa mallarının iç piyasalara nüfuz
etmesi, lonca tekelini fiilen kırmaya başlamıştır. Artan rekabet ortamında gedik haklarını korumak
giderek güçleşmiş, devlet de mali baskılar nedeniyle yeni açılan işyerlerini kayıt altına almak yerine
zaman zaman gedik satışına başvurarak sistemin bütünlüğünü kendisi zedelemiştir
(Gerber,1988:42–67) 19. yüzyılın ortalarında ticaretin hacimsel genişlemesiyle birlikte çarşı ve
dükkân sayısında görülen artış, lonca sisteminin katı "gedik" (ruhsat) ve denetim mekanizmalarını
zayıflatmıştır. Özellikle askerlik dışı işlere yönelen yeniçerilerin ve mesleki liyakati olmayan
kişilerin piyasaya girmesi, esnaf teşkilatının otantik yapısını bozmuştur. Bu durum, "usta-çırak"
hiyerarşisine dayalı zanaat etiğinin yerini, liyakatsiz bir sermaye odaklı döküntüleşmeye
bırakmasına ve lonca disiplininin çözülmesine neden olmuştur. Geleneksel lonca yapısının zamana
ve değişen ekonomik şartlara uyum sağlama çabası sonucunda ortaya çıkan imtiyazlı yeni statüye
“gedik” adı verilmiştir. Bu düzenleme ile zanaat icra etme ve dükkân açma hakkı, kişiye bağlı bir
yetkinlikten ziyade, hukuki bir mülkiyet ve sınırlı bir kontenjan (tekel) haline getirilmiştir. Böylece
lonca içi hiyerarşi, yerini devlet onaylı bir ruhsatlandırma sistemine bırakmıştır (Güngör, 2013).

    Ahilik teşkilatı yaygınlaştıkça kapsayıcılığı da artmıştır. Ahilik teşkilatı bünyesinde kurulan
yardım ve teavün sandıkları, esnafın hammadde tedariğinden yeni dükkân açma teşvikine kadar tüm
mesleki ihtiyaçlarını karşılayan güçlü bir ekonomik dayanak oluşturmuştur. Bu sandıklar, ticari
fonksiyonlarının ötesinde yoksul, hasta, yetim ve yolcuların ihtiyaçlarını bütçesinden karşılayarak
toplumsal adaleti sağlayan bir sosyal güvenlik kurumu gibi çalışmıştır (Gürsoy, 2017:186).

    Osmanlı Devleti’nin kentsel morfolojisinin temel belirleyicisi olan esnaf ve ticaret loncaları,
sosyo-ekonomik sistemin yapısal omurgasını teşkil etmiştir. Çarşı ekosistemindeki mekânsal
hiyerarşi, her sokağın spesifik bir zanaat dalına (loncaya) tahsis edildiği uzmanlaşmış bir sektörel
kümelenme modeline dayanmış; demografik genişleme ve iş bölümündeki derinleşmeye bağlı
olarak lonca birimlerinde niceliksel bir artış kaydedilmiştir. Evliya Çelebi’nin 17. yüzyıl
İstanbul’una dair sunduğu veriler bu kurumsal yoğunluğu teyit eder niteliktedir. Seyyahın aktardığı

                                                                   5
   2   3   4   5   6   7   8   9   10   11   12