Page 8 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 8
tarih çevresi
döküme göre, kentsel iş gücünün yaklaşık 260 bin kişilik bölümü 1100’ü aşkın lonca çatısı altında
kurumsal bir kimlik kazanmıştır (Pamuk, 2007: 58). Osmanlı loncaları, yerel yönetimdeki güçlerini
kullanarak kendi sektörlerini dışarıya karşı korumalı bir imtiyaz alanı haline getirmişlerdir. Her
meslek dalının ayrı bir lonca adı altında örgütlendiği bu sistemde, mesleğe giriş ancak usta-çırak
eğitimini tamamlayıp sınavda başarı göstermekle mümkün olmuştur.
Osmanlı Devleti’nde küçük esnaf için lonca bir zorunluluk iken, büyük tüccar için is lonca
sadece bir seçenektir. Çünkü sermaye büyüdükçe loncanın koruyu olan işlevi azalırken, devletle
kurulan doğrudan ilişki daha belirleyici hale gelmiştir. Kısacası lonca sistemi daha çok küçük ve
orta ölçekli esnafı kapsayan bir kurumdur. Büyük tüccarların bir kısmı kendi mesleki birliklerine
sahiptir. Bunlar lonca ruhunda örgütlenmiş ama küçük esnaf loncasından çok daha esnek
çalışmışlardır. Uluslararası ticaret yapan büyük tüccarlar (özellikle Rum, Ermeni, Yahudi ve
Avrupalı tüccarlar) lonca dışında, kapitülasyonlar ve ayrıcalıklı fermanlar çerçevesinde faaliyet
göstermişlerdir. Saray ve devletle doğrudan ilişki kuran büyük tüccarlar ise loncanın hiyerarşik
yapısını aşabilmişlerdir.
Emniyet Sandıkları ve Ahilik Teşkilatı
Tanzimat dönemiyle birlikte Osmanlı Devleti’nde kurumların modernleşmesi yönünde adımlar
atılmıştır. 1839 Gülhane Hattı'ndan itibaren başlayan bürokratik modernleşme süreci, ekonomik
alanda da kurumsal reformları beraberinde getirmiştir.1856 Islahat Fermanı'nın ardından yabancı
sermayenin ülkeye girişi hız kazanırken, Osmanlı Bankası 1856'da, çeşitli sigorta ve finans şirketleri
ise 1860'lı yıllarda faaliyete geçmiştir. Ancak bu kurumların hedef kitlesi ağırlıklı olarak büyük
ticaret ve devlet finansmanı olmuştur. Küçük esnafın kredi ihtiyacı ise büyük ölçüde sarraflar ve
geleneksel dayanışma mekanizmaları aracılığıyla karşılanmıştır. Bu koşullar, ekonomi için hem bir
boşluk hem de bir fırsat yaratmıştır. Bürokraside giderek güç kazanan Tanzimat aydınları,
Avrupa'daki karşılıklı yardımlaşma sandıkları, tasarruf bankaları ve kooperatif finans kurumlarını
yakından izlemişlerdir. Bu aydınlar, büyük sermaye gerektirmeyen, orta ve küçük gelirli kesimlerin
birikimleriyle hem tasarruf hem de kredi olanağı sağlayan bir model kurabilmeyi amaçlamışlardır.
1868 yılında kurulan Emniyet Sandıkları küçük esnafı koruyan bir finansman kurumu
misyonunu olmayı amaçlamıştır. Emniyet Sandığı, Osmanlı Devleti’nin modern finansal kurumlar
oluşturma çabalarının bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Çünkü küçük esnaf sermaye yetersizliği ve
modern bankacılık sistemlerinin eksikliği nedeniyle finansman bulmakta zorlanmışlardır. Buldukları
kaynaklar genellikle yetersiz kalmış veya yüksek maliyetli olmuştur. Emniyet Sandığı, bu boşluğu
doldurarak esnafa daha uygun koşullarda ve daha güvenilir bir finansman alternatifi sunmuştur.
Sandık, esnafın üretim ve ticaret faaliyetlerini sürdürmesi için gerekli olan sermayeyi sağlayarak,
onların ekonomik hayattaki yerini korumalarına yardımcı olmuştur. Kuruluşun temel amacı halkın
küçük tasarruflarını güvenli bir biçimde toplamak ve bu kaynakları ihtiyaç sahiplerine kontrollü
şekilde kredi olarak dağıtmak olmuştur. Emniyet Sandığı'nın üç temel işlevi vardır: Bunlardan ilki
küçük tasarruf sahiplerinin birikimlerini güvenle muhafaza etmek; ikincisi, küçük esnaf ve
zanaatkârlara makul faiz oranlarıyla orta vadeli üretim kredisi sağlamak; üçüncüsü ise bu iki işlevi
birbirine bağlayan kurumsal bir denge kurarak tasarrufçuların mevduatını krediye dönüştürmektir.
6

