Page 75 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 75
tarih çevresi
Türkiye’de kırdan kente göçün hızlı olması, 1980’li yıllardan itibaren sanayi üretimin istenilen
hızda artmaması ve özelleştirmeler ve diğer unsurlar nedeniyle kamu sektöründe istihdam
olanaklarının azalması, kentteki işsizliği artırmıştır. Kent işsizliğindeki artış, sanayi sektörünün
düşük büyüme hızı nedeniyle kırdan kente göç edenlerin büyük kısmı kentlerde işsiz kalmış ve bu
olgu kronik hale gelmiştir (Cengiz ve Baydur, 2009).
Türkiye’de informal sektörde çalışan (sosyal koruması olmayan) sayısı 2001 ve 2007-2009
krizleri boyunca artmış ve kriz sonrasında bu oranda bir azalma meydana gelmemiştir. İnformal
sektörde çalışanların toplam çalışan nüfusa oranı 2009 yılında %43.8 olurken, informal olarak
çalışanların %51’i tarım sektöründe varlığını göstermiştir. Bunun yol açtığı en önemli sorun kırsalda
sosyal korumadan yoksun bir çalışan nüfusun oluşmasıdır. Bu tabloyu da kırsalın gelir dağılımından
aldığı payın düşmesi, yoksullaşması olarak görmek mümkündür.
Tablo 3:Eşitlenmiş Hanehalkı Geliri, 2002-2008
Tarım % 2002 2003 2004 2006 2007 2008
Tarım dışı % 38.3 30.6 29.6 29.4 27.5 27.8
Toplam % 61.7 69.4 70.4 70.6 72.5 72.2
100 100 100 100 100 100
Kaynak:OECD (2011), Evaluation of Agricultural Policy Reforms in Turkey, OECD Publishing
Kırsalın baskın sektörü olan tarım sektöründeki hane halklarının gelirleri Türkiye’de tarım dışı
hane halkı gelirlerinden oldukça farklılaşmıştır. 2000’li yıllarda tarımsal destekleme
politikalarındaki yapısal değişimin bu olumsuz süreci hızlandırdığı düşünülmektedir. OECD
(2011)’ye göre tarım sektöründeki hanehalklarının %20’lik kısmı, yoksulluk dilimindeki
hanehalklarının %60’nı oluşturmaktadır (Tablo 3). Yoksulluk olgusuna sektörel açıdan
bakıldığında, tarım ile sanayi ve hizmet sektörleri arasındaki farklar oldukça büyüktür. 2009 yılında,
kırsal alanda tarımda istihdam edilen hanehalkı yoksulluk oranı %35 civarındadır (TÜİK, 2012).
Kentsel ücretlerin yüksek olması, emek yoğun üretim yerine artan bir şekilde sermaye yoğun
tekniklerin uygulanmasına neden olmakta, kısa vadeli görünen işsizlik sorununu uzun süreli ve
kronik hale getirmektedir (Gökçe, 1996:87). Bu tür bir işsizlik baskısı, kayıt dışılığı ve informal
sektörde çalışanların sayısını artırırken, işgücünün de rekabet gücünün azalmasına yol açmaktadır.
Aynı zamandan göç veren kırsal alanlarda da sorunlar yaşanmaktadır. İşgücü ve sermaye
transferi olarak nitelendirilebilecek göç olgusu, göç veren bölgede piyasanın daralmasına, mevcut
yatırımların atıl kalmasına ve bu bölgelerdeki nitelikli işgücü ve girişimciler gibi gelişmenin
dinamikleri sayılan dinamik üretim faktörlerinin yitirilmesine yol açar. Göçün önemli sonuçlarından
73

