Page 79 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 79
tarih çevresi
5. SONUÇ
Bir ülkenin dengeli kalkınma ve kentleşmesi için tarım sektöründeki istihdamın azalmasının ve
artmasının önemli olduğu, çalışmanın hipotezi olarak kabul edilmiştir. Her ülke makro açıdan kendi
kalkınma yoluna sahip olmasına rağmen, ekonomik kalkınmanın bütün ülkeler açısından ortak
özelliği işgücünün tarımdan sanayiye ve hizmetler sektörüne doğru hareket etmesidir. Dengeli
kentleşme için kırdan kente gelen bu iş gücünün kentteki sanayi ve hizmetler sektörü tarafından
massedilmesi gerekir. Kırdan kente göçü açıklayan neoklasik modeller aşırı kentleşmenin
maliyetlerini dikkate almamakta, sanayi ve hizmetler sektörünün tarımdan gelen bu işgücünü gerek
formal gerekse informal sektörler tarafından massedilebileceğini ortaya koymaktadırlar.
Sanayisizleşme politikaları, tarımın kapitalistleşmesi, iletişim ve telekomünikasyondaki gelişmeler
kentte yaşamanın artan maliyetleri, göçün tam tersine yani kentten kırsal alana da olabileceğini
ortaya koymuştur. Fakat tersine göçün nedenleri gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için farklılık
göstermektedir. Gelişmiş ülkelerde, kırsal alanda yaşayıp kentlerdeki sanayi ve hizmetler sektörüne
işe gidip gelenler, kentleşmenin yarattığı ekonomik ve sosyal maliyetlerin artması neticesinde bu
yolu seçmişlerdir. Oysa gelişmekte olan ülkelerde, kentteki sanayi ve hizmetler sektörünün
yeterince gelişmemesi ve istihdam yaratmaması informal sektörün varlığında bile tersine göçe neden
olabilmektedir.
Türkiye’de tarım sektöründeki işgücü fazlasının kentlere göç etmesi 1950’li yıllarda tarımın
mekanizasyonuyla hızlanmış, 2000’li yılların başından itibaren bu ivme izlenen ekonomi politikaları
neticesinde daha da artmıştır. Türkiye’de kırsal alanda yalnızca tarımla iştigal edenlerin sayısı yıllar
geçtikçe azalmış, tarımın getirisinin düşmesi bu yöndeki eğilimi artırmıştır. Bunun yanısıra kentteki
sanayi sektörünün yeterince istihdam yaratmaması, ekonomik şoklarda göçün tersine dönmesine yol
açabilmiştir. Türkiye’de yaratılan milli gelirden tarım sektöründe çalışanların payı giderek
azalmıştır. 2008-2009 ve 2011-2012 yılları arasında tarım sektöründe istihdamın şaşırtıcı bit şekilde
arttığı ve yapılan amprik çalışmada da kentten kırdan geriye göçün olduğu görülebilir. Bunun en
önemli nedenlerinden biri tarımsal ürün fiyatlarının yükselmesidir.1986-1988 yılları arasında
çiftçinin eline geçen fiyatlar Türkiye’de dünya fiyatlarının %21 daha üstündeyken 2007-2009 yılları
ortalaması dünya fiyatlarının %38 üzerindedir. OECD’de ise bu oran aynı dönemde %28’den %13’e
düşmüştür. Dolayısıyla tarımdaki korumacılığın artması, kentten kıra göçün önemli nedenlerinden
birisidir. Tersine göç tartışmasının Türkiye için en olumsuz tarafı, emek yoğun bir sektör olan tarım
sektöründe teknoloji yeterince gelişmediğinden tarım sektörünü daha çok işgücüne bağımlı hale
getirip, çıktıyı ve verimliliği azaltması olasılığıdır.
77

