Page 96 - Layout 1
P. 96

tarih çevresi

    Sultan II. Mahmud Döneminde Osmanlı Sağlık Sistemi*

                                                                                     Suhaib İsmael MOHAMMED ALİ **

                                                                                                           Rahman ADEMİ ***

       GİRİŞ

       Osmanlı Devleti, uzun tarihi geçmişi ve bıraktığı kültürel zenginliği ile birçok çalışmaya konu olmuştur.
Söz konusu çalışmaların çoğu, Osmanlı’yı askeri ve siyasi yönleriyle ele almakta, bu büyük devletin toplumsal
ve kültürel yönleri ise ikincil konular olarak görülmektedir. Oysaki Osmanlı’nın toplumsal ve kültürel dünyası
ile ilişkili tarihsel çalışmalar, Osmanlı’yı daha etraflıca anlama ve değerlendirme imkânı sunmaktadır. Osmanlı
Devleti, tarihi boyunca birçok önemli salgınla karşı karşıya kalmıştır. Salgının ortaya çıkması ve yayılması
kadar bununla mücadele edilmesi de önemli görülmüş ve birçok çalışmaya konu olmuştur. Buradan hareketle
çalışmamız, günümüzün de çok yakıcı bir sorunu olan salgın hastalıklarla mücadele konusuna odaklanmıştır.
Çalışmada, Osmanlı’nın veba, kolera gibi salgınlarla mücadelesinin siyasi yönleri kadar toplumsal ve kültürel
yönleriyle de tartışılması, Osmanlı tarihi çalışmalarına özgün bir katkı sunmak bakımından önemlidir.

       Bu çalışmada literatür taraması yöntemi kullanılmış, Osmanlı Arşiv Belgeleri başta olmak üzere konuyla
ilişkili Türkçe ve Arapça kaynaklardan yararlanılmıştır.

       İnsanlık tarihi boyunca ortaya çıkan çeşitli hastalıklar, özellikle salgın hastalıklar, toplumlarda ciddi
tahribatlara neden olmuştur. Hastalığın uzun süre devam ettiği ve insandan insana bulaştığı durumlar, birkaç
hafta veya birkaç yıl süren salgın hastalıklar imparatorlukların ve orduların çöküşüne yol açmış ve insan ruhunda
derin etkiler bırakmıştır (Ayar, 2007. s. 1).

       İstanbul’un 1453’te Osmanlılar tarafından fethi ile taun1, Osmanlı Devleti’nin ayrılmaz bir parçası oldu.

       Aynı zamanda ticaret, seyahat ve göç gibi çeşitli hareket unsurları, taunun yayılmasını kolaylaştırırken,
Osmanlı Devleti de yeni veba deneyimleri ile tanışmıştır. Bu deneyimler geniş bir kanaat, fikir ve bilgi
yelpazesini beraberinde getirmiştir (Emrah, 2017, 36: s.175).

** KAYNAK: BAKKAN ANDNEAREASTERNEJOURNALOFSOÇİALSCIENCESE
** Yüksek Lisans Öğrencisi, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Bölümü,
suhaibismael1995@gmail.com, 0000-0003-4574-0849.
*** Prof.Dr., Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Bölümü, Bölüm Başkanı,
ademirahman@yahoo.com
1 Taun: dilbilimsel olarak yaralamak anlamına gelen “Ta‘n” kelimesinden gelmiştir. Bazı dilbilimcilere göre
tüm bulaşıcı hastalıklara taun denilebilir, ancak bu bakımdan İbn Cevzî: “Bütün taun çeşitleri vebadır
ama bütün vebalar taun değildir” diye söylüyor. Bu hastalık, cildin koyulaşması, ağız ve burun kanaması
ile tanınıyor. (el-Cevziyye, 1377, s. 28-30).

                                                               94
   91   92   93   94   95   96   97   98   99   100   101