Page 5 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 5

tarih çevresi

Beslenme ihtiyacını karşılamak için yenilebilir her şeyi değerlendirmiştir. İçinde bulunulan çevredeki besinsel
imkânlar biyolojik yönden insan evrimi üzerinde doğrudan bir etkiye sahiptir diyebiliriz (Zeyrek 2011: 8).

       İnsanlık tarihinin eski dönemlerine baktığımızda Paleolitik Dönem’de insanlar varlıklarını devam
ettirebilmek için, doğa koşullarına bağlı bir şekilde yaşamaktaydılar. Vahşi bitki ve sürüleri de izleyerek besin
ihtiyaçlarını karşılıyorlardı. Besin kaynakları azaldığında ise yiyecek sayı ve çeşitlerini azaltarak veya kalitesi
daha düşük yiyeceklere yöneliyorlardı. İklim değişikliklerinin de etkisiyle örneğin buzullardan boşalan alanlar,
yeni bitki ve hayvan türleri doldurmuştur. Bu sayede insanların hem besin kaynaklarının türü ve miktarı artmış
hem de su avcılığı gibi yeni beslenme teknolojileri edinilmiştir. Bu gelişmelerin Neolitik Dönem’in
başlamasında etkili olduğu düşünülmektedir. Beslenme alışkanlıkları ve kullanılan aletler gibi konularda
farklılaşma yaşanılan dönem olarak ifade edilebilir. Toplayıcı bir toplumdan artık besin üreticiliği, tarım ve
hayvancılık dönemine geçilmiştir. Bu sayede daha çok insan beslenebilmiş, diğer yandan da iş bölümü ve
statüler belirmeye başlamıştır (Güngör 1998: 368-369).

       İnsanoğlunun bu dönemlerde başka tercihinin olmaması onları bu şekilde bir yeme biçimine uyum
sağlamasına sebep olmuştur. Ayrıca leşlerle beslenmek, ateş olmadığı için eti çiğ olarak tüketmek de dönemin
özelliklerindendir. Ateşin bulunması ve etin pişirilerek tüketilmeye başlanması insanlar için yerleşik düzene
geçmek açısından etkili olan faktörler arasında değerlendirilebilir (Düzgün ve Özkaya, 2015).

       Paleolitik zamanda insanların eti çiğ olarak ya da ateşte pişirerek tüketmesi durumu söz konusu iken
yerleşik yaşamın getirdiği çanak ve çömlekteki gelişim insanların yiyeceklerini bunların içinde pişirmesi fikrini
üretmelerine fırsat tanımıştır. Bundan yola çıkarak temelleri Anadolu’da atılan besinlerin işlenmesi, fırınlanması,
saklanması gibi teknolojik gelişimler sonrasında dünyanın diğer bölgelerine de yayılmaya başlamıştır. Tarihte
Türk, Çin ve Fransız mutfağının üç büyük mutfak olduğu bilinmektedir (Sürücüoğlu ve Özçelik, 2007). Ayrıca
besinlerin fazla gelmesi insanlarda güneşte kurutarak ve tuzlayarak saklama yöntemlerinin geliştirilmesine,
buğday ve arpanın işlenerek çeşitli bulamaç usulü yiyecekler yapılmasına, arpadan bira, buğdaydan boza, süt
ve sür ürünlerinden ise yoğurt, peynir gibi çeşitli fermante ürünler yapılmasına öncülük etmiştir (Tolga ve
Yatkın, 2017).

       Avcılık ve toplayıcılıkla yiyecek toplama sürecinden, çiftçiliğin yaygınlaşması ile artık üretime geçilmesi
sonucunda gerek toplumsal sınıf gerekse pişirme şekilleri anlamında farklılıklar gözlenmiştir. Erkeklerin görevi
vahşi hayvanları öldürmek, kadınların ise sebzelerin toplanmasıydı. Kadınlar aynı zamanda ekinlerin
büyümesine katkı sağlayarak dönemin çanak çömlek imkânlarıyla pişirme yöntemleri geliştiriyorlardı (Goody
2013: 270).

       Hayvanların evcilleştirilmesinden sonra evcil hayvan eti, vahşi hayvan etine oranla sofralarda daha çok
yer buldu. Bunun yanında dengeli ve sağlıklı beslenme için sütten elde edilen tereyağı, peynir ve yoğurt gibi
gıdalar da tüketilmeye başlandı (Özbek 2007).

                                                                4
   1   2   3   4   5   6   7   8   9   10