Page 9 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 9

tarih çevresi

         Avrupa’nın bir çok büyük şehirlerinde yaygınlaşmaya başlayan bu yeni ulaşım aracı bir süre sonra
İstanbul’a gelmiştir. Vahdettin Engin’in Osmanlı Arşivleri’nden yola çıkarak yapmış olduğu bir tespite göre
İstanbul’a ilk otomobil 1904 yılında gelmiştir. Bu otomobil, Reji İdaresi tarafından ısmarlanmış ve “Mesajeri
Kumpanyası”nın vapuru ile İstanbul Limanına ulaşmıştır. Söz konusu araç, üç adet sandık içinde ve monte
edilmemiş bir haldedir. Bu durum, daha önce böyle bir şeyle karşılaşmayan gümrük memurlarını dahi nasıl
hareket edecekleri konusunda kararsızlıkta bırakmıştır. Aracı getiren kişiden bilgi alınmasıyla bunun gaz ile
çalışan bir otomobil olduğu anlaşılmıştır. Bunun üzerine gümrükçüler de araca, kendi kendisine hareket eden
anlamına gele “Zatü’l Hareke” ismini vermişlerdir18. Ancak otomobilin Türkiye’ye geliş zamanıyla ilgili olarak
ortaya konulan başka bir tespitte ise Türkiye’de otomobil üretimi başlamadan çok önceleri yani henüz 1800’lü
yıllarda Sultan Abdülmecid’in isteği ile bir Renault marka otomobilin getirtildiği bilgisi verilmiş, daha sonraları
da Enver Paşa için bir adet Ford marka otomobilin getirildiği ifade edilmiştir19. Vahdettin Engin’in söz konusu
etmiş olduğu otomobilin, gümrükte yaşanılan durumun hükümete danışılması ve hükümet tarafından İstanbul
sokaklarının otomobil işlemesine müsait olmadığı gerekçesinin öne sürülmesi sonucunda geldiği yere iade
edilmesine karar verilmiştir. Yine Engin’in tespitine göre bu yasaklamadan sonra bir süre İstanbul’a otomobil
gelmemiştir. 1905 yılında Romanyalı Prens Bisko otomobili ile İstanbul’dan transit geçerek Avrupa’ya
gidebilmek için izin istemiştir. Şehre otomobil girişi yasaklanmış olmasına rağmen geçişin transit olması
sebebiyle izin verilmiştir20.

         Otomobil üzerindeki yasağa rağmen bazı varlıklı ailelerin gizlice İstanbul’a otomobil getirmiş olduğu
da bilinmektedir. Bunun üzerine Sultan Abdülhamid, 1908 yılı mayıs ayında bir irade yayınlayarak hükümeti
uyarmıştır. Sultan bu iradesinde, bazı kişilerin İstanbul’a getirtmiş oldukları otomobillerin Şişli, Kağıthane ve
Üsküdar gibi semtlerde dolaştıklarını ve bunların bazı kazalara da sebebiyet verdiğini belirterek hükümetten
bu konuda tedbir alınmasını istemiştir. Sultanın bu uyarısı üzerine konu değerlendirilmiş ve sonuçta İstanbul
dahilinde otomobil kullanma yasağının devam ettirilmesine karar verilmiştir. Şehir dışında ise otomobil
kullanılmasına izin verilmiştir21.

         İkinci Meşrutiyet’in ilanı ile birlikte otomobilin İstanbul’a kalıcı bir şekilde gelebildiği görülmektedir.
Bazı kaynaklara göre kullanma amacıyla İstanbul’a ilk kez otomobili getiren kişi, Basra Mebusu Züheyirzade
Ahmed Paşa’dır. Üstü açık ve kırmızı renkte olduğu belirtilen bu otomobil için Ahmed Paşa’nın II.
Abdülhamid’den özel izin aldığı belirtilmektedir. Ayrıca bu otomobilin saatte 20 km sürat yaptığı da ifade
edilmiştir22.

         İstanbul’da bu şekilde otomobillere rastlanılmasına halkın tepkisi, Avrupalıların yukarıda belirttiğimiz
tepkileri kadar aşırı olmasa da yollardan süratle geçen otomobillerden ürktükleri ve sağa sola kaçıştıkları

18 Engin, “İstanbul’da Şehiriçi Kara Ulaşımı…”, s. 95.
19 Karaca, Otomobilin Toplum Hayatına…, s.8.
20 Engin, “İstanbul’da Şehiriçi Kara Ulaşımı…”, s. 95.
21 Engin, “İstanbul’da Şehiriçi Kara Ulaşımı…”, s. 95.
22 Engin, “İstanbul’da Şehiriçi Kara Ulaşımı…”, s. 96.

                                                                8
   4   5   6   7   8   9   10   11   12   13   14