Page 8 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 8
tarih çevresi
Hancock (1831) buharlı posta arabalarını yapmışlardır. Fransa’da A. Bollee 1873 yılında “Mancelle” adını
verdiği bir araba imal etmiştir. Ancak lokomotifler için oldukça kullanışlı olan buhar motorunun lokomotiflere
göre hafif ve kolaylıkla manevra yapma kabiliyetine sahip olan taşıtlarda elverişli olmadığı, bir çok denemeden
sonra anlaşılınca yeni arayışlara gidilmiştir11. 1883 yılında Delamare-Deboutteville, benzinle çalışan patlamalı
bir motorla donatılmış ilk otomobili trafiğe çıkarmıştır. 1887’lerde ise Panhard ve Levassor 2 beygirlik bir
Daimler motorunu otomobil şasisine yerleştirmişlerdir12. 1890’lı yıllarda Almanya’da Daimler ve Benz,
Fransa’da Peugeot, Panhard ve Levassor, İtalya’da Bernardi ve Lanza, Amerika’da Duryea ve Ford, ilk otomobil
örneklerini üretmişlerdir13. Bunlar, dış görünüş olarak ilkin atsız faytonlara benzemişler, otomobil teknolojisinin
gelişmesiyle birlikte görünüşlerinde de değişiklikler olmuştur. Otomobilin öncüleri kabul edilen Peugeot ve
Renault firmaları ise patlamalı motorları oldukça geliştirmişler ve bu yeni teknoloji aracını dönem itibariyle
hiç de azımsanamayacak bir seviyeye taşımayı başarmışlardır. 1901 yılına gelindiğinde üretilen otomobillerde
saatte 74 km hıza ulaşılmıştır. 1903 yılında ise ortalama olarak 105 km/s’lik bir hız elde edilmiştir14. 1903
yılında başka bir önemli gelişme ise Amerika Birleşik Devletleri’nin bu sektörde önderliği ele geçirmesidir.
Bu gelişmede, Henry Ford Motor Company’nin kurulmasıyla özellikle en akıllıca yöntemlerle seri halinde
üretime geçilmesi ve bunun bir ilke olarak ilk kez Amerika’da geliştirilmiş olması etkili olmuştur15.
Otomobiller, her ne kadar teknolojik gelişmelerin bir ürünü olarak insanlara hayatlarını kolaylaştırmaya
yönelik araçlar şeklinde sunulsa da ilk etapta insanların çoğu tarafından kuşkuyla karşılanmıştır. Hatta bu araçlar
sadece yadırganmakla kalmamış, bazı durumlarda tepki de toplamıştır. Bu tepkinin temelinde yatan sebep,
otomobillerin bir takım kazalara yol açmasıdır. Avrupa’da bir çok gazete, kamuoyunun tepkisini yansıtacak
bir biçimde bu yeni ulaşım aracına cephe almışlar ve gazete sayfalarında vuku bulan kazalara yer vererek bu
durumu ortaya koymuşlardır16. F. K. Hutchinson, 1908 yılında Balkanlar’a otomobille yapmış olduğu seyahatini
anlatırken otomobilden, “dehşet verici olmakla birlikte zararsız canavar” şeklinde söz etmiştir17.
Osmanlı’dan Cumhuriyet’in İlk Yıllarına Türkiye’de Otomobil Sektörü
11 Vahdettin Engin, “İstanbul’da Şehiriçi Kara Ulaşımı: At Arabalarından Otomobile”, Osmanlı’da Ulaşım- Kara-Deniz-
Demiryolu-, (Ed. Vahdettin Engin, Ahmet Uçar, Osman Doğan), Çamlıca Yay., İstanbul 2012, s. 94. ss. 87-103.
12 Mehmet Karaca, Otomobilin Toplum Hayatına Sosyo-Kültürel Etkileri: Elâzığ Örneği, (Basılmamış Yüksek Lisans
Tezi) Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elâzığ 2000, s. 7.
13 Otomobiller, üretildikleri ülkelerin kimlik ve karakterlerini taşımaktadır. Ancak ilerleyen yıllarda otomotiv sektöründeki
büyük hareketlilik, firmaları millî kimliklerini biraz da ikinci plana iterek ortaklıklar kurmaya sevk etmiştir. Oldukça uzun
sayılacak bir zaman diliminden sonra olsa bile bu konuda verilebilecek en etkileyici örnek, Alman otomobil üreticisi Da-
imler-Benz ile ABD’li otomobil üreticisi Chrysler’in 1988 yılında birleşmesidir. Aslında bu birleşme, Chrysler’in Benz
tarafından satın alınmasıdır (Ha-Joon Chang, Sanayileşmenin Gizli Tarihi, (Çev. Emin Akçaoğlu), Epos Yay., Ankara 2009,
s. 138).
14 Karaca, Otomobilin Toplum Hayatına…, s.7.
15 Freyer, Sanayi Çağı, s.44.
16 Engin, “İstanbul’da Şehiriçi Kara Ulaşımı…”, s. 94.
17 Frances Kinsley Hutchinson, Otomobille İlk Gezi Balkanlar 1908, (Çev. Gül Çağalı Güven), Show Kitap, İstanbul
1999, s. 42.
7

