Page 11 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 11
tarih çevresi
ayak uyduramayan bir Osmanlı Devleti’nin Batılı güçler karşısındaki bu gerileyişi sadece dönemini
etkilememiştir. Osmanlı bakiyesi olan Anadolu topraklarında kurulan Türkiye Cumhuriyeti, her alanda
Avrupa’yı yakalamak ve iktisadî büyük kalkınmayı gerçekleştirmek amacıyla gerçekçi politikalarla millî
ekonomisini oluşturmaya çalışmıştır. Ekonomik gücün, bağımsızlık göstergelerinden biri olarak kabul
edilmesinden yola çıkılarak düzenlenen İzmir İktisat Kongresi, ileride yapılacak millî ekonomik adımların
çerçevesini çizmiş ve millî ekonominin felsefesini oluşturmuştur. Ayrıca bu kongreyle, yeni Türkiye’de
oluşması istenen sistem ve buna dayalı olarak uygulanacak ekonomik politikanın niteliğinin dünyaya
duyurulması amaçlanmıştır30. Genç Cumhuriyet, inkılâpların hayata geçirilmesi safhasında da önemli sanayi
atılımlarını gerçekleştirmeye çalışmıştır.
Sanayileşme yolunda yapılan hamlelere rağmen Türkiye, otomobil sektörü konusunda ancak 1959
yılından sonra kayda değer girişimlerde bulunabilmiştir. Bu bağlamda Türkiye’de ilk otomobil yapımı
çalışmaları Koç Holding’e bağlı Otosan Otomobil A.Ş. tarafından 1959 yılında başlamıştır. İlk Türk otomobili
olan “Anadol”, 1966 yılında piyasaya çıkmıştır. İkinci Türk otomobili Murat 124 ise Tofaş Otomobil Fabrikası
tarafından 1969 yılında yapılmıştır. Türkiye’de yapılan üçüncü otomobil, Renault 12’dir ve bu otomobil, Oyak-
Renault Otomobil Fabrikaları A.Ş. tarafından 1972 yılından itibaren piyasaya sürülmüştür. Her üç otomobilde
de yerli işçilik oranı %70’dir31. Ancak bu otomobillerin yerli üretim değil, Türkiye montajlı oldukları
unutulmamalıdır. Günümüzde yerli üretim otomobil için ciddi bir proje ortaya konmuştur ve bu konuda mevcut
şartları ve teknik imkânları son raddesine kadar kullanmak suretiyle çalışmalar devam etmektedir.
Dönem itibariyle her ne kadar %100 yerli bir otomobil fabrikası vücuda getirilememiş olsa da yabancı
markalara ait fabrikaların Türkiye’de açılması, sanayi ve ticaret alanında oldukça yüksek düzeylerde bir
hareketlilik meydana getirmiştir. Bu durum, İstanbul gibi büyük şehirler dışında bazı şehirlerin otomobil
sektöründe yoğun bir iş hacmi kazanmasını sağlamıştır. Örneğin Bursa, bir zamanlar daha çok dokuma ve
tekstil alanında ismini duyurmuşken, yakın geçmişte otomotiv sanayisinde de isminden söz ettirir olmuştur.
Bursa’da tekstil sektöründen sonra en önemli yatırım ve istihdam kaynağı halini alan otomotiv sanayi, özellikle
organize sanayi bölgesinin faaliyete geçmesinden sonra hızlı bir gelişme kaydetmiştir. Bursa’da 1971 yılında
faaliyete geçmiş ve yabancı sermaye ile ortak yatırım olarak tesis edilmiş otomobil fabrikaları, kentte o döneme
kadar yan sanayi olarak faaliyet gösteren firmaların da canlanmasını ve büyümesini sağlamıştır32.
Resim 1.
30 Özlem Özgür, 100 Soruda Sanayileşme ve Türkiye, Gerçek Yayınevi, İstanbul 1976, s. 154.
31 Karaca, Otomobilin Toplum Hayatına…, s.8.
32 Ayhan Aktar, Kapitalizm, Az Gelişmişlik ve Türkiye’de Küçük Sanayi, Afa Yay., İstanbul 1990, s.205.
10

