Page 25 - Layout 1
P. 25

tarih çevresi

            Darüşşifalarda Tedavi ve Kullanılan İlaçlar

                                                                                                       Prof. Dr Ayten Altıntaş

       İstanbul şifahaneleri yani darüşşifaları, Osmanlı darüşşifalarından onlar da Selçuklu dönemi
darüşşifalarından onlar da İslam Medeniyeti döneminde şekillenen ve hastane görevini yüklenen darüşşifalardan
farklı değildir. Bu sebeple İstanbul’da bulunan şifahaneleri, onların işleyişi ve hizmetlerini anlamak için bütün
bu müesseselerin genel özelliklerini tanımamız lazım.

       İstanbul şifahaneleri dediğimiz zaman Osmanlılar döneminde İstanbul’da yaptırılan ve hastane görevini
gören müesseseler aklımıza gelmelidir. Hastane görevi gören bu müesseseler tarih boyunca bir çok isimle
kimliklendirilmişti. Türkçe şifa evi, şifa kapısı , sıhhat yurdu, sağlık yurdu, olarak anladığımız şifahaneler,
genellikle darüşşifa olarak isimlendiriliyordu. Bu ismin yanında tarihin çeşitli dönemlerinde ve değişik
coğrafyalarda bîmârhane , mâristan, darülmerza, darülafiye, darüssihha diye de tanıtılıyordu.

       Darüşşifaların kuruluş amacı, binasının yapısı, işleyiş şekli, hizmet edenler, yapılan hizmetler gibi
özellikleri İslam dünyasında şekillenmiş, Selçuklular döneminde gelişmiş, Anadolu’da en güzel örnekleriyle
hizmet vermişti. Osmanlılar da bu müesseseyi aynen alıp devam ettirmiş,İstanbul Şifahanelerinde en güzel
örneklerini vermişlerdi.

       Anadolu’daki Darüşşifalar
       Anadolu Selçukluları döneminde de bu hizmet devam etmişti. Anadolu’nun her büyük şehrinde en az
bir darüşşifa yapılmıştı bunlardan bugüne kadar kalan darüşşifalar şunlardır; Mardin, Necmeddin İlgazi
Mâristanı(1108-1122 arası), Kayseri, Gevher Nesibe Tıp Medresesi ve Mâristanı (1206), Sivas, İzzeddin
Keykâvus Darüşşifası (1217), Divriği, Turan Melek Darüşşifası (1228), Konya ve Aksaray Darüşşifaları,
Çankırı, Cemaleddin Ferruh Darişşifası (1235), Kastamonu, Ali bin Süleyman Darüşşifası (1272). Tokat,
Muinüddin Süleyman Darüşşifası( 1255-1275 arası), Amasya Darüşşifası (1220-1237 arası
       Osmanlılar Selçuklular dönemindeki darüşşifaları kullandılar ve gerektiği zaman ilaveler yaptırdılar.
Ayrıca o topraklarda fakat bugünkü sınırlarımız dışında da hastaneler yaptırmaya devam ettiler. Bugünkü
sınırlarımız içinde olanlar şunlardır; Bursa, Yıldırım Darüşşifası (1400), İstanbul Fatih Darüşşifası(1470),
Edirne II. Bayezid darüşşifası (1484-88), Manisa Hazfa Sultan Darüşşifası (1539) , İstanbul, Haseki Sultan
Darüşşifası (1550), İstanbul, Süleymaniye Darüşşifası (1553-59), İstanbul, Atik Valide darüşşifası (1582),
İstanbul, Sultanahmed Darüşşifası (1609-1617)

       Darüşşifaların Kuruluş Amacı
       Darüşşifalar genellikle sultanlar, padişahlar veya onların anneleri, kızları için büyük paralarla yaptırılırdı.
Bu müesseselerin yaptırılmasındaki amaç “Allah rızası için”di. İslamiyet’in en önemli kurallarından biri
“insan”a hizmet olduğundan ve insana hizmet edenlerin sevap defterinin öldükten sonra da açık kaldığı inancı
hastanelerin yaptırılmasında çok önemli bir amaçtı. Bu durum darüşşifa vakfiyelerinde hep zikredilmiştir.
Vakfı tesis buyuran Sultan’ın “Şüphe yok ki O, kendisini görürcesine kullukta bulunanların ecrini zayi etmez.”
inancını bu belgelerde yazdırması da bu sebepledir.
       Darüşşifa binalarının yaptırılması kadar önemli olan da onun yaşamasıdır. Bu binaların inşa masrafından

                                                               23
   20   21   22   23   24   25   26   27   28   29   30