Page 79 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 79
tarih çevresi
Benzer şekilde, Güney Amerika İnkaları’nda esas olarak bitki bazlı bir diyet
(kinoa, fasulye, kabak, patates) benimsenmiştir ve sınırlı miktarda et de tüketil-
miştir. Eski Mısırlılar da Nil’ in sağladığı imkânlar sayesinde ağırlıklı olarak veje-
teryan diyeti benimsemişlerdir.
Atalardan kalma diyetlerin tipik protein kaynakları hayvansal proteinlere
dayanmasına rağmen, hayvansal proteinlere ek olarak bakliyat ve tahılları da
içeriyordu. Tahıl ve bakliyat kombinasyonu amino asit profili ihtiyacını tamam-
ladığından bu diyetler beslenme açısından önemli idi. Çoğu kuruyemiş, tohum ve
tahıllar, metiyonin ve sistein (amino asitleri içeren esansiyel kükürt) bakımından
daha yüksektir, ancak lizin (temel bir amino asit) bakımından daha düşüktür (Çe-
tiner&Ersus Bilek, 2018).
Öte yandan, çoğu mercimek ve baklagiller lizin bakımından daha yüksektir,
ancak kükürt amino asitleri bakımından daha düşüktür. Bu nedenle tüm bu pro-
tein kaynakları bir arada tüketilmiştir ve gerekli protein ihtiyacının karşılanması
bakımından yeterli olmuştur. Benzer bitki bazlı menü kombinasyonları, Kuzey
Amerika ve Batı Avrupa’da benimsenirken Latin Amerika, Güney ve Doğu Asya ve
Afrika diyetlerinde hala yaygın olarak tüketilmektedir.
Proteinler, insan vücudunun gelişimi ve bakımı için hayati öneme sahiptir.
Proteinler peptidlere ve ayrıca amino asitlere ayrılır. Peptidler, kan basıncını ve
iştahı düzenlemek, iltihaplanmaları önlemek gibi çeşitli yararlar sağlayabilirler.
Ayrıca, tek tek amino asitler, vücudumuzdaki dokuları ve organları oluşturan
diğer proteinleri oluştururlar. Bitki bazlı besinler, vitaminler, mineraller ve lifli
gıdalar gibi besinler kaliteli protein sağlarlar. Hayvanlar et, süt ve yumurta üre-
tebilmek için bitki proteini tüketirler. Böylelikle bitki bazlı besinlerin sağladığı
beslenme, çeşitli organların normal işleyişini destekleyerek daha sağlıklı hale gel-
melerine olanak sağlar (Li&Yu, 2015).
Antik kültürlerde uygulanan diyet kalıpları, baharatlar ve şifalı bitkiler de
dâhil olmak üzere çok çeşitli besinleri içermesi bakımından sağlıkla ilgili zengin
bir çağrışıma sahipti. Zerdeçal, zencefil ve biberin sağlığa faydaları, gelişmiş eko-
nomilerde dahi benimsenmelerine yol açmıştır. Protein tokluğu, içecekler ve atış-
tırmalıklar gibi geleneksel batı yemeklerinde kullanımının temelini oluşturmak-
tadır. Ancak son dönemde daha sürdürülebilir bir gezegen için vegan diyet kabul
görmeye başlamıştır (Sánchez vd., 2017).
Hayvansal bazlı protein üretimi, geniş toprak, su ve enerji kullanımını gerektirir
ve buna karşın çok daha verimsizdir. Aslında, eski tahıllar (amarant, teff, arpa, sorgum
ve kinoa) çok daha düşük karbon izine sahiptir ve daha düşük sera gazı emisyonla-
rına katkıda bulunur. Et tüketiminin azaltılarak, daha fazla bitki ağırlıklı diyetin be-
nimsenmesi ile birlikte tarımsal üretimin artması beklenebilir (Przybylski vd., 2016).
78

