Page 78 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 78
tarih çevresi
palılar, bu hastalıkları Yeni Dünyanın yeni enfeksiyonlara karşı dirençli olmayan
insanlarına aktardılar. Bu durum, yerli toplulukları yok eden ve bazen %90’a va-
ran ölüm oranlarına neden olan vebalarla sonuçlandı. Eski Dünya hastalıklarının
kolonize bölgelere taşınması, Avrupalılar tarafından yeni toprakların başarılı bir
şekilde fethine olanak sağlamıştır (Diamond 1997).
NE LİTİK DEV İMİN TEKN L İK S N LA
Teknolojinin gelişimi, Neolitik Devrim’in bir başka önemli sonucu idi. Ka-
labalıklaşan insan topluluklarında, tarımsal üretim için gerekli olan gereçlere,
günlük ihtiyaçları karşılayabilmek için gerekli olan aletlere ve mallara gereksinim
artmıştı. Bu durum, bahsedilen ihtiyaçları karşılamak üzere bir sosyal sınıfın or-
taya çıkmasına neden olmuştu. Topluluklar arası etkileşimin artması ile birlikte
rekabet de artmıştır. Hatta topluluğun güvenliğinin sağlanabilmesi için daha iyi
silahlara sahip olunması gerekliliği doğmuştu. Daha iyi tarım aletlerine ve silahla-
ra yönelik artan talep, icatları hızlandırdı ve yeni teknolojilerin sistematik olarak
gelişmesini sağladı (Sadowski, 2017).
Örneğin ekinlerin sulanması için nehir taşkınlarının kullanılması ve orman-
ların yakılması, her zamankinden daha verimli araçların inşa edilmesi ve karma-
şık sulama sistemlerinin geliştirilmesini dolayısı ile çeşitli arazi yönetim teknik-
lerinin getirilmesini sağlamıştır. M.Ö. 7.000 ila 4.000 arasındaki dönemde, toprak
işlemede ilk taş ve ahşap aletler kullanıldı. İlk ilkel pulluklar ise en az 5.000 yıl
önce kullanılmıştı. 4.200 ila 2.800 yıl önce, hayvanlar tarafından çekilen ilk saba-
na dair kanıtlar mevcuttur. Mısır’da yaklaşık 7000 yıl önce ilk sulama sistemleri
oluşturuldu. Sümerler ise 5000 yıl önce Fırat ve Dicle bölgesinde sulama ve dre-
naj kanalları inşa etmeye başladılar. Zamanla toprağın verimliliğini artırmak için
yeni teknikler geliştirdiler. Bunu uzun nadas periyotları veya gübreleme (organik
ve inorganik gübreler) gibi yollar kullanarak sağladılar. İnsanlar ayrıca, bitkilerin
seçici olarak yetiştirilmesi, hayvanların soy ve çapraz üreme yoluyla evcilleştiril-
mesi, bitki ve hayvan türlerinin iyileştirilmesi üzerinde sistematik olarak çalıştı-
lar (Martin ve Sauerborn 2013).
Tarım, medeniyetlerin yükselişinde hayati bir rol oynamıştır. Eski uygar-
lıklar, su kaynakları ve verimli topraklar sayesinde nehirler ve deltalar boyunca
gelişmiştir. İlk zamanlarda yaygın beslenme düzeni, (avcılığın bir getirisi olarak)
etler ile birlikte yüksek miktarda tahıl, tohum ve kabuklu yemiş tüketimine da-
yanmaktaydı.
İndus Vadisi’ndeki Antik Harappanlar bakliyat yetiştirmekteydiler; yüksek
meyve ve sebze alımına ek olarak tahıllar ana temel besin öğesiydi.
77

