Page 60 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 60

tarih çevresi

görülecektir.2 1840’lı yılların Avrupa toplumu modernleşen dünyada çağ bunalımını derinden hissedecek,
köklerinden kopmuş olmanın acısı içinde geçmişe özlem duyarak yüzlerini Doğu’ya döneceklerdir.3
Çalışmamızda da 1843 yılında Osmanlı İstanbul’unda bulunan edebiyatçı Gérard de Nerval, ressam
Camille Rogier ve arkeolog Eugène Flandin’in Tanzimat sonrası İstanbul’una dair görüşlerini içeren
seyahat notlarına odaklanılmıştır. Nerval, Doğu seyahatinin İstanbul durağını “Ramazan Geceleri” geceleri
başlığı altında aktarmıştır. Rogier, Kral Louis-Philippe’in oğlu Montpensier Dükü Antoine d’Orléans
hamiliğinde İstanbul’a gelmiş ve “İstanbul göru¨ nu¨ mu¨ -Evler-İç mekân dağılımı-Harem-Örtu¨ nme-
Çokeşlilik-Kadınların durumu/Kıyafetler-Kadınların giyim kuşamı-Parfu¨ m-Tandır-Yemek/Kahveler-
Berberler- Meyhaneler- Hamamlar- Kese/Yangınlar- Pazarlar- Hanlar- Köleler” başlıkları altında İstanbul’u
anlatmıştır. Flandin’in İstanbul seyahati ise Ninova’da Paul Emile Botta başkanlığında yürüteceği
arkeolojik kazı çalışmaları için Sultan Abdülmecid’den izin almaya gelmesi üzerine başlar. İstanbul’da
geçirdiği süre boyunca görmüş olduğu mimari yapılara dair detaylı açıklamalarda bulunmuş, elçilerin
ikametgahlarına, Anadolu ve Rumeli hisarlarına, surlara, saraylara, çeşmelere, camilere, türbelere,
iskelelere, mezarlıklara, Hipodrom’a, Dikilitaş’a dikkat çekmiş her birini gravürlerine aktarıp mimari
üsluplarıyla ilgili bilgiler verirken tarihi arka planlarını da çizmiştir. Her üç seyyahın İstanbul anlatılarını
detaylı bir şekilde incelemek araştırma makalesinin kapsamını aştığından, çalışmanın konusunu yalnızca
seyyahların egzotik ve oryantalist Doğu arayışları altında Tanzimat ile modernleşen İstanbul’a nasıl
baktıklarının incelenmesi oluşturmaktadır.

       Antikitenin Fethi: Kültürel Hegemonya ve Rekabet
       Neoklasizmin rasyonelliğinin karşısına çıkan Romantizm anlayışında doğaya yani insan eliyle
bozulmamış, saf ve doğal olana yönelinmiş ve bu bağlamda, yüce ve güzel olanın egzotik olanda arandığı
görülmüştür. Seyyahlar için egzotizmin kaynağı ise Doğu’dadır; Doğu mükemmel bir kaçış yeridir ve Karl
Friedrich Wilhelm Schlegel, XIX. yüzyıl Paris’i için “modern Sodom” tanımını yapmıştır.4 Paris’i Sodom’a
dönüştüren modernitenin getirdiği yeni dünya düzeni olmuştur. Seyyahların İstanbul durağı ise kaçtıkları
modernitenin bir başka benzerine, 1839 yılında ilan edilen Tanzimat Fermanı’na denk gelmiştir. Fransız
basınında “charte ottomane” olarak yansıyan Gülhane Hattı Hümayunu’nu ilan eden Sultan
Abdülmecid’den ise “kendi gücüne sınırlar koyma ihtiyacı hisseden genç hükümdar” olarak bahsedilir.5

2 Frederick N. Bohrer, “Inventing Assyria: Exotisme and Reception in Nineteenth Century England and France”, The
Art Bulletin, Vol. 80, No. 2, CAA, 1998, 337.
3 Eric Hobsbawm, Devrim Çağı: 1789-1848, Ankara: Dost Kitabevi, 1998, 296.
4 Hasan Aksakal, “Modernite’den Kaçış: 19. Yüzyıl’ın İlk Yarısında Romantizm ve Oryantalizm”, Romantizm, İstanbul:
Pinhan Yayıncılık, 2021, 405.
5 Edouard Thouvenei, “Constantinople Sous Abdul-Medjid”, Revue des Deux Mondes, Quatrieme Serie, Vol. 21, No. 1,
1er Janvier 1840, 83-84.

                                                               59
   55   56   57   58   59   60   61   62   63   64   65