Page 85 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 85

tarih çevresi

4. Ekolün İktisat Tarihi Yazımına Katkıları
    Klimetrik ekolün temel katkısı, iktisat tarihi analizlerini iktisat teorisi ve kantitatif yöntemler

ışığında yeniden şekillendirmesidir. North'a göre bu hareket, iktisat tarihçilerinin kurumlar veri iken
ekonomilerin niçin farklı performans sergilediğini anlamalarına önemli ölçüde yardımcı olmuş;
kanun, anayasa, norm ve davranış kalıpları gibi insani etkileşimi biçimlendiren yapıları kavrama
çabalarını yeniden gündemin merkezine taşımıştır (Goldin, 1995, s. 200). McCloskey ise ekolün ilk
büyük başarısını yanlış kullanılan verilerin düzenlenmesi ve hatalı yorumlanmış ekonomik olayların
sorgulanması olarak tanımlamakta; ikinci kazanım olarak kantitatif araçlar yardımıyla pek çok
yerleşik teorinin eksikliklerinin gün yüzüne çıkarılmasını saymaktadır. Örneğin Rostow'un aşamalı
büyüme teorisine ilk klimetrisyenler tarafından güçlü itirazlar yöneltilmiş; Paul David ABD için öne
sürülen 'kalkış' tarihini ölçüme tabi tutmuş, Fogel ve Fishlow ise Schumpeter'ın demiryollarına
ilişkin değerlendirmesini ampirik olarak sınamıştır (McCloskey, 1978, s. 15-21).

    Sanayi devrimi bu bağlamda en çarpıcı örneklerden birini oluşturmaktadır. Tunzelmann sanayi
devriminin ilk evrelerinde buhar gücünün etkisinin son derece sınırlı kaldığını; Hyde ise hem
ekonomik faktörlerin hem de teknolojik iyileşmelerin yeni teknolojilerin benimsenmesinde
belirleyici rol oynadığını ortaya koymuştur. Bu çalışmalar İngiliz sanayileşme sürecinin temel
kavramlarının yeniden yorumlanmasını sağlamış, hatta 'sanayi devrimi' kavramının yanıltıcı
boyutlar taşıdığına dikkat çekilmiştir (Crafts, 1989, s. 25-43). Yeni iktisat tarihçileri büyümenin
yavaş ve düzensiz seyrettiğini, buhar gücünün görece geç yayıldığını ve geçmişten ani bir kopuş
yaşanmadığını vurgulayarak sanayileşmeyi uzun soluklu, kademeli bir süreç olarak yeniden
tanımlamıştır (Davis, 1989, s. 48). Amerikan ekonomik tarihinde de benzer bir revizyon süreci
yaşanmış; Fogel demiryollarının ekonomik büyüme için vazgeçilmez olmadığını, Conrad ve Meyer
köleliğin kârsız olmadığını, Engerman ise iç savaşın Kuzey sanayileşmesinde temel bir itici güç
oluşturmadığını göstermiştir (Goldin, 1995, s. 194-205).

5. Ekole Yönelik Eleştiriler
    Klimetrik ekol çeşitli cephelerde eleştirilere hedef olmuştur. En kapsamlı itiraz, ekolün neoklasik

iktisadı teorik çerçeve olarak benimsemesinin analizleri daralttığı yönündedir. Neoklasik yapının
ahistorik varsayımları kültür, girişimcilik, piyasa dışı kurumlar ve siyasal dinamikler gibi faktörlerin
yeterince irdelenmesini engellemiştir. Bu eleştiri özünde neoklasik teorinin kullanılmasına değil,
onun tüm dönem ve sorunlara tek başına uygulanmasına yöneliktir (Greif, 1997, s. 400-401). Sonuç
olarak eleştiriler, ekolün hem incelenebilecek konu yelpazesini daralttığı hem de iktisat tarihinin
iktisat teorisine olası katkısını sınırladığı görüşündedir.

    İkinci önemli eleştiri, ekolün tarih araştırmalarına getirdiği karşıt-gerçek (counterfactual)
yöntemine ilişkindir. Fogel'ın demiryollarının Amerikan ekonomisi üzerindeki etkisini ölçmek için
bu ulaşım araçlarının hiç inşa edilmediğini varsayması bu tekniğin en meşhur örneğidir. Geleneksel
iktisat tarihçileri söz konusu yöntemi, gerçek tarihin yalnızca fiilî olaylarla ilgilenmesi gerektiğini
ileri sürerek reddetmiştir (Meiners-Nardinelli, 1986, s. 516). Hill ve Ende ise hipotezlerin daima
iktisat teorisinden türetilip istatistiksel testlerle doğrulanmaya çalışılmasının iktisat tarihinin daha

                                                                   83
   80   81   82   83   84   85   86   87   88   89   90