Page 36 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 36

tarih çevresi

mekânlar olarak ele alındığında, Osmanlı’nın bu alanlardaki varlığı çoğu zaman imparatorluk
temsilinde çelişkili sonuçlar doğurmuştur. İmparatorluk bir yandan modern ve medeni bir özne olarak
tanınma arzusu, öte yandan Avrupa’nın dayattığı estetik, ideolojik ve kültürel çerçeveler içinde temsil
edilmiştir. Bu temsilin içinde yer alan kadın sanatçılar söz konusu çelişkileri daha da görünür hale
getirmiştir.

         1867 ve 1900 Paris Evrensel Sergileri başta olmak üzere Osmanlı’yı uluslararası platformlarda
temsil eden kadın sanatçılar, imparatorluğun dışa dönük modernleşme söyleminin dönemi için önemli,
ancak sanat tarihi yazımında göz ardı edilmiş aktörlerdir. Matmazel Virginia Serviçen, Mary Adelaide
Walker, Iphigénie Zipcy, Noémie Capamagian ve Léonie de Loghadès gibi isimler hem Osmanlı
kimliğine sahip olmanın hem de Avrupa sanat çevrelerinin içinde eğitim almanın çelişkisini yaşarlar.
Bu sanatçıların Batılı devletler ve sanat ortamlarıyla kurdukları yakın bağlar, Osmanlı’nın uluslararası
sergilerde temsil tercihlerinin yerel sanat ortamını yansıtmaktan çok, Avrupa’nın estetik anlayışına ve
sanattaki güncel gelişmelere uyum sağlayabildiğini göstermeyi amaçladığını düşündürmektedir. Ancak
zaten sanat eğitiminin hem erkek hem kadınlar için oldukça kısıtlı olduğu bir dönemde sanatçı
kadınların da erkekler yanında imparatorluğu temsil etmeleri de önemli bir ayrıntıdır.

         Osmanlı İmparatorluğu’nun katıldığı uluslararası sergilerde yer alan sanatçı kadınların önemli
bir kısmının Türk sanat tarihi yazımında ya tamamen göz ardı edilmiş ya da araştırılmamış olmaları,
temsil meselesinin yalnızca sergi mekânlarıyla sınırlı kalmadığını, tarih yazımının kendisinde de
yeniden üretildiğini ortaya koymaktadır. Etnik, dini ve toplumsal cinsiyet temelli ayrımlar her ne kadar
uluslararası sergilerde yabancı devletlere karşı imparatorluğun çokkültürlülüğü ve bütünlüğünü
göstermek için göz ardı edilse de, bu ayrımlar mesele sanat tarihi yazımı olduğu zaman hangi
sanatçıların “Osmanlı sanatı” anlatısına dâhil edileceğini belirlemekte etkili olmuştur. Bu bağlamda
kadınların uluslararası sergilerde Osmanlı’yı temsilleri ve bu temsillerin görünürlüğü yalnızca
toplumsal cinsiyet perspektifinden değil, aynı zamanda Türk sanat tarihi yazımının sınırları açısından
da önemli bir meseledir. Bu yönüyle makale, hem sanat tarihi yazımımızdaki eksiklikleri doldurmak,
hem de bu eksikliklerin sebeplerindeki çelişkili durumu ortaya koymayı amaçlamış, modernleşme
söyleminin toplumsal cinsiyetle kurduğu sorunlu ilişkiyi görünür hale getirmeyi hedeflemiştir.

       Bu makalenin ortaya koyduğu bulgular, Osmanlı İmparatorluğu’nun uluslararası sergilerdeki
temsiline dair mevcut sanat tarihi anlatılarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Kadın sanatçıların bu sergilerde Osmanlı’yı temsil etmiş olmaları, çoğu zaman istisnai bir durum
olarak değerlendirilmişse de bu çalışma, söz konusu temsilin imparatorluğun modernlik söylemi içinde

                                                               35
   31   32   33   34   35   36   37   38   39   40   41