Page 107 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 107
tarih çevresi
tamamen doğru olmadığını da söyleyebiliriz. Fakat Devrim ekibinde bulunan mühendislerin bu gibi
haberlerden psikolojik olarak çok yıprandığı ve kendilerine “vatan haini” yaftasının vurulduğunun bile
görülmesi, ekibin Devrim’e olan inancını ve kamuoyunun da ekibe olan güvenini sarsmıştır. Devrimlerin tören
sonrası haberlerde “bozuldu” şeklinde anılmasına karşın Hipodrom’da yapılan geçit töreninde iki Devrim’in de
katılması anılmaması ise diğer bir ilgi çekici noktadır.27
Devrim araçlarının tanıtımından iki gün sonra da Eskişehir’deki çalışmalar devam ediyordu ve 31
Ekim’de “Özel Proje İzahatı” adında bir rapor hazırlandı. Raporda, yapılan otomobillerde hiçbir zaman
mükemmeliyet iddiasında bulunulmadığının altı çizildi ve normal bir otomobil üretim zamanının onda biri
zamanda bu otomobilleri üretmenin dikkate değer bir gurur kaynağı olduğuna dikkat çekildi. Raporda ayıca seri
üretimle ilgili de tahmini verilere yer verilmiş ve 10 binin üzerinde araç üretilmesi halinde bir aracın fiyatının
30 bin lirayı geçmeyeceği hesaplanmıştır. Rapordaki bu hesapların tutarlı olduğunu, 1966 yılında piyasaya
çıkacak olan Anadol’un 26.800 TL’den satışa çıkarıldığını, aradaki farkın makul olduğunu ve tahminlerin yakın
olduğu ispatlamıştır .28 Diğer yandan Gürsel’in 16 Ekim 1961 tarihinde Ulaştırma Bakanlığı’na gönderdiği bir yazıda
ise şu ifadeler yer almaktadır: “Otomobil imal edildikten sonra, gerek satışından ve gerekse tesis edilecek diğer
sanayi haklarının hasılatından bu paranın temin olunduğu kaynağa iadesi imkânını sağlamanızı rica ederim.”
Bu ifadelerde dikkat çeken noktalardan birisi otomobilin satışından elde edilecek gelirden bahsedilmesidir ve
doğal olarak akla seri üretimin yapılacağı gelmektedir. Diğer bir husus ise kaynağın geri teminin istenmesidir
ki bu projeye ayrılan kaynağın hibe olmadığının göstergesidir ve diğer yandan Gürsel’in projeye verdiği önemi
de baltalamaktadır.29 Devrim otomobillerinin Meclis gündeminde mali yönden soruşturulması da yapılmıştı
bu gelişmelerle birlikte fakat incelemelerin ardından Meclis’te, Devrim otomobillerinin seri üretime geçirilerek
bakanlara tahsis edilmesi teklifi de hayata geçmemiştir. Zaman ilerledikçe Devrim otomobillerinin siyasi boyutu,
dokunanın elini yakıyordu ve herhangi bir konuda hiçbir ilerleme kaydedilemiyordu.30
Devrim’in seri üretime bir türlü neden geçememesi hala gri bir alandadır fakat Rıfat Serdaroğlu 1994
yılında Cumhuriyet Gazetesi’ne Devrim Projesi’nin amacını şu sözlerle açıklaması gri alanları
aydınlatmaya yetiyor: “Bir otomobil fabrikası kurulmadan ve yardımcı sanayi tam oluşmadan seri
halinde otomobil üretimi yapılamayacağını herkes bilir. Biz sadece istenirse ve zorlanırsa Türkiye’de otomobil
yapılabileceğini ve hatta bu yolda çok geç kalındığını göstermiş olduk. Zaten asıl hedef de buydu.”31 Rıfat
Serdaroğlu’nun da belirttiği gibi Devrim bir “yapılabilirlik” denemesiydi. Bu deneme tamamen bir başarıdır ve
27 Salih Kaya Sağın, Başarı Mı Fiyasko Mu?, Mühendis ve Makina Dergisi, Kasım 1985, s. 14-17.
28 Aşık, 2020, s. 120, 121.
29 a.g.e. s. 126.
30 a.g.e. s. 135.
31 a.g.e. s. 189.
106

